Bir Bilgi » Atasözleri ve Anlamları » A Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

A Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

A harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamaları ile birlikte bu yazımızda.


Aba altında er yatar : Giyim kuşam kişiliğe ölçü olamaz.

Aba vakti yaba, yaba vakti aba : Gereksinimler vaktinden önce ve ucuz olduğu zaman karşılanmalıdır.

Abanın kadri yağmurda bilinir : Bir şeyin gerçek değeri, ancak ona çok ihtiyaç duyulduğu zaman iyi anlaşılır.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır : Görmemiş kişi, rastlantı sonucu layık olmadığı bir duruma kavuşursa bu durum kendisinin hakkıymış gibi aptalca böbürlenir.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz : Bir kimse sevdiği işi sürekli olarak yapmaktan bıkmaz.

Abdal tekkede, hacı Mekke’ de bulunur : Herkes kendisine yakışan ve uğraştığı işle ilgili olan yerdedir.

Abdala kar yağıyor demişler, titremeye hazırım (durmuşum) demiş : Varlıklılar için sıkıntı olabilecek bir durum, yoksullar için söz konusu bile olmaz.

Abdala malum olur : Bir şeyin olacağını önceden sezen kimseler için söylenen bir söz.

Abdalın dostluğu köy görününceye kadar : Çıkarı dolayısıyla yakınlık gösteren kimse, işini yürütecek başkalarını bulduğunda sizinle ilgisini keser.

Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur) : Çıkarına düşkün kimselerin arkadaşlığı işi bitinceye kadardır.

Abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine : Varlıklı ama akılsız ve hesapsız kişi malını gereksiz yerlere harcar, telef eder.

Abdestsiz sofuya namaz mı dayanır : Kurallara, koşullara uyulmadıktan sonra bir sürü iş yapılabilir.

Acele ile menzil alınmaz : Acele etmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır.

Acele ile yürüyen yolda kalır : İş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez.

Acele işe şeytan karışır : Düşünüp taşınmadan ivedi olarak yapılan işten iyi sonuç alınamaz.

Acele işin sonu pişmanlık : Acele ederek yaptığımız işten istediğimiz sonucu alamayabiliriz.

Acemi katır kapı önünde yük indirir : Beceriksiz ve anlayışsız kişi kendisine yaptırılan işi en önemli yerinde bırakır.

Acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir : Mesleğinde ustalığa erişmemiş kimse, ilk denemelerini gözden çıkarılabilecek malzeme üzerinde yapar.

Acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır : Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

Acı acıyı keser, su sancıyı : Bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurulmalıdır.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz : Herhangi bir duruma alışkın olan kimseyi benzer kötü durumlar etkilemez.

Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır : Bir şeyi uzun süre elde edemeyen kimse, daha sonra o şeyden ne kadar çok edinirse edinsin yine kendisine yetmeyeceği kanısında bulunur.

Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler : Geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

Acıkan ne yemez, acıyan ne demez : Geçim sıkıntısı içinde bulunan kişi geçinebilmek için her yolu dener, her işi yapar, canı yanan kişi de sonunu düşünmeden ağzına geleni söyler.

Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur : Bir insanın ne durumda olduğu yüzünden anlaşılır.

Acıklı başta akıl olmaz : Büyük sıkıntılar içinde bulunanlar mantık dışı işler yapabilirler.

Acıkmış kudurmuştan beterdir : Uzun süre bir nesnenin yokluğunu çeken kimse, onu gördüğünde büyük bir istekle ona saldırır.

Acından kimse ölmemiş : Kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.

Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur : Koruduğunuz kimsenin sürekli acınmasına izin verirseniz arsız olur, emeğinin karşılığını tam olarak vermediğiniz kişi de hırsız olur.

Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış : İnsan sıkıntıya katlanır da açlığa katlanamaz.

Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar : Karı koca yoksul olursa bunların çocukları da yoksul olur.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez : Aç hiçbir mazeretle susturulamaz, çocuk da istediği şeyi hemen elde etmek ister.

Aç aslandan tok domuz yeğdir : Soysuz olup para kazanan, soylu olup da para kazanmayandan üstündür.

Aç at yol almaz, aç it av almaz : İş gördürdüğünüz kimselerin haklarını tam olarak vermezseniz kendilerinden yararlanamazsınız.

Aç ayı oynamaz : Kendisinden iş beklenilen kimseden emeğinin karşılığı esirgenmemelidir.

Aç domuz darıdan çıkmaz : Kötü yaradılışlı aç olan kimse kime, neye zarar verdiğini düşünmeden sadece karnını doyurmaya bakar.

Aç doymam, tok acıkmam sanır : Aç insan elde ettiğinden çoğunu ister, varlıklı insan ise daha fazlasını ister.

Aç elini kora sokar : Aç insan, geçimini sağlamak için kendisini her türlü tehlikeye atar.

Aç esner, âşık gerinir : Herkes içinde bulunduğu koşula göre davranır.

Aç gezmektense tok ölmek yeğdir : Yoksulluk ölümden de beterdir.

Aç gözünü, açarlar gözünü : Yaptığın işlerde uyanık davranmazsan çok kötü durumlarla karşılaşır, gözünü dört açmak zorunda kalırsın.

Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun : Yakınlık kurduğumuz kimsenin sağlama olanağı bulunmayan şeyi, ondan beklemeden kendimiz elde etmeye çalışmalıyız.

Aç ile eceli gelen söyleşir : Açın gözü hiçbir şeyi görmez, karnını doyurabilmek için kendisine güçlük çıkaran bir kimseyi öldürebilir.

Aç it fırın duvarını deler : Aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.

Aç kalmak, borçlu olmaktan iyidir : Sözünün eri olana, borcunu ödeyememek aç kalmaktan daha ağır gelir.

Aç köpek fırın deler : Aç kimse karnını doyurmak için önüne çıkan engellerin tamamını aşar ve isteğini elde eder.

Aç kurt aslana saldırır : Aç kimse karnını doyurmak için gerekirse ölümü göze alır.

Aç kurt yavrusunu yer : Açın gözü kararmıştır, karnını doyurmak için ölümü bile göze alarak kendisinden kat kat güçlü olan yaratıklarla boğuşur.

Aç mezarı yoktur : Kişi yoksul olabilir, işsiz ve parasız kalabilir ama aç kalmaz, mutlaka bir geçim yolu bulur.

Aç ne yemez, tok ne demez : Yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz, varlıklı kişi ise en güzel şeylerde bile kusur bulur.

Aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır : Yoksulluk insanı öldürmez ama türlü türlü üzüntü ve sıkıntı içinde yıpratır.

Aç tavuk kendini arpa (buğday) ambarında sanır : İnsanlar, yokluğunu, yoksulluğunu çektikleri şeyler için olmayacak hayaller, düşler kurar.

Aç tokun gözüne bakmakla doymaz : Yoksul insanla ilgilenmek ancak ona yardım etmekle olur.

Aç yanında sarpın kurcalanmaz : Bir kimsenin yanında, onun çok duyarlı olduğu konuya değinmemek gerekir.

Aç yanından kaç : Aç insan tehlikelidir.

Aç yeri başka, acı yeri başka : İnsanın yüreği ne denli acıyla dolu olsa da yemek yemeyi ister.

Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış : 1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

Açık ağız aç kalmaz : İsteklerini uygun bir biçimde söylemesini bilen kimse, onları önünde sonunda elde eder.

Açık göte herkes tükürür : Utanç verici, iğrendirici davranışları herkes ayıplar, tiksinti ile karşılar.

Açık kaba it değer (siyer) : Gizli kalması gereken şeyler herkese söylenirse bundan büyük zararlar doğar.

Açık yaraya tuz ekilmez : Acısı henüz taze olan bir kimsenin üzüntüsü, birtakım söz ve davranışlarla artırılmamalıdır.

Açılan solar, ağlayan güler : Hiçbir durum olduğu gibi kalmaz, gün gelir tersine döner.

Açın gözü ekmek teknesinde olur : Kişinin tek düşüncesi, yaşaması için gerekli olan şeyi elde etmektir.

Açın imanı olmaz : Aç olan kimseden her türlü kötülük beklenebilir.

Açın karnı doyar, gözü doymaz : Tutkulu olduğu konuda insan doyumsuzdur, yetinmek bilmez.

Açın koynunda (karnında) ekmek durmaz (eğleşmez) : Kazancı yetmeyen kişi, eline geçeni hemen harcar, yarını için bir şey saklayamaz.

Açın kursağına çörek dayanmaz : Yoksulluk içinde bulunan kimsenin bir eksiği giderilse başka bir eksiği kendini gösterir.

Açın uykusu gelmez : 1) aç olan kimse, kendisine ne kadar rahatlık sağlanırsa sağlansın, dinlendirilemez. 2) bir şeye ihtiyaç duyan kimse, ancak onun giderilmesiyle rahata kavuşturulabilir.

Açlık ile tokluğun arası yarım yufka : Yoksul olan buna üzülmemelidir, küçücük bir şey bile en büyük ihtiyacı gidermeye yeter.

Açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna : Bir sır en yakın dosta bile söylenmemelidir.

Açtı ağzını, yumdu gözünü : Öfkelenerek veya kızarak ağır sözler söyledi.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü : Kendin hakkındaki kötü düşüncelerimi veya bildiklerimi bana söyletme.

Ada bana, adayım sana : Sen bir kimse için fedakârlıkta bulunursan o da senin için fedakârlıkta bulunur.

Adam adama (gene, her zaman) gerek olur : İnsanların birbirlerine her zaman gereksinimleri olur.

Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil : Konuğumuzdan veya yanımıza bir iş için gelen kimseden yüksünmemeliyiz çünkü onlar yanımızda sürekli olarak kalmazlar.

Adam adamdan korkmaz, utanır : İnsanları ahlaklı davranmaya iten korku değil, küçük görülme duygusudur.

Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu : İnsanın değeri zengin olmakla artmaz, asıl olan insanlığıdır.

Adam adamı bir kere aldatır : Bir kimse başka bir kimseyi ancak bir kez aldatabilir, diğeri bir daha aldatmasına izin vermez.

Adam olacak çocuk bokundan belli olur : Bir kimsenin yeni başladığı işte usta olup olamayacağı ilk davranışlarından anlaşılır.

Adam olana bir söz yeter : Anlayışlı olan kimse için bir şeyin bir kez söylenmesi yeterli olur.

Adamak kolay, ödemek zordur : Söz vermek kolaydır ancak o sözü yerine getirmek zordur.

Adamakla mal tükenmez : Yardım sözle değil, gerçekten fedakârlık yapılarak gerçekleştirilir.

Adamın (kimsenin) adı çıkmadansa canı çıkması (yeğdir) : İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.

Adamın adı çıkacağına canı çıksın : İnsanın haklı veya haksız yere adı bir defalık kötüye çıktı mı ondan sonra yaptıkları hep o gözle değerlendirilir.

Adamın iyisi işbaşında (alışverişte) belli olur : Bir kişinin iyi ve becerikli olduğu yaptığı işlerden anlaşılır.

Adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola : Toplum içinde herkesin bir değeri vardır ancak züğürtlere değer verilmez.

Adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork : Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

Adamlık sen de kalsın : 1) karşı taraf iyilik bilmese de sen yine iyilik et 2) bu işi nasıl olsa sana yaptıracaklar, bari kendiliğinden yap da onurunu koru.

Ağa borç eder, uşak harç : Ağa para sıkıntısı içinde olup borç etse de uşak, bunu anlamaz ve bol harcamayı sürdürür.

Ağaca balta vurmuşlar sapı bedenimden demiş : İnsana en yakını bile kötülük edebilir.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur : Çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.

Ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz : Davranışlarına engel olacak hiçbir takıntısı yok.

Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür : İnsan yapacağı işte başkalarına değil, kendine güvenmelidir.

Ağacı kurt, insanı dert yer : Kurt ağacı nasıl içten içe kemirirse dert de insanı içten içe yer bitirir.

Ağacın kurdu içinde olur : Bir topluluğu çökertecek olan şey yine kendi içinden çıkar.

Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar : Yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur.

Ağaç kökünden yıkılır : Bir düzen, ayrıntıların değişmesiyle değil temelin bozulmasıyla yıkılır.

Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez : İnsan ne kadar yükselirse yükselsin bir yerde durur.

Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer : Güzel insanlar her yerde ilgi çekerler, her zaman onların sözü kabul edilir.

Ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir) : İnsan önemli işleri akrabası, yakınları, yandaşlarından güç alarak daha kolay yapar.

Ağaç yaş (fidan) iken eğilir : İnsanlar küçük yaşta kolay eğitilir.

Ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin : Erkek evlat meyve veren ağaç gibidir, günü gelince evin geçim yükünü hafifletir.

Ağaçtan maşa olmaz : Yeteneksiz, beceriksiz kimse önemli işlerde kullanılamaz.

Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz : Yeteneksiz, beceriksiz kimse önemli işlerde kullanılamaz.

Ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla : Sözü geçer bir adam olmak istersen herkese yardımda bulunacaksın, yiğit adam olmak için de savaşta da barışta da vurucu, kırıcı olacaksın.

Ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz : İşveren işçisi ile birlikte çalışmazsa işçi işe var gücüyle sarılmaz.

Ağanın eli tutulmaz : Zengin olarak düşünülen kişiden anılmaya değer bir bağış beklenir.

Ağanın gözü ata tımardır : İş sahipleri denetimlerini sürekli yaparlarsa işler yolunda gider.

Ağanın gözü öküzü (ineği) semiz eder : Ana babalar çocuklarına, mal sahipleri de mallarına iyi bakarlarsa iyi sonuçlar alınır.

Ağanın gözü, yiğidin sözü : Çalışanlarını gereği gibi yöneten ve çalıştıran kişi iyi bir yöneticidir, sözünün eri olan kimse de yiğittir.

Ağanın malı çıkar, uşağın canı : Bir afeti önlemek için işveren malını, işçi de canını feda eder.

Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez : Belirtileri meydanda olan yaşlılık ve izleri ortada duran üzüntü ne yapılsa gizlenemez.

Ağası güçlü olanın kulu asi olur : Dişli birine dayanan, güvenen kişi herkese kafa tutar, kabadayıca davranır.

Ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur : Kuvvetli kimselerin suçları yanındakilere yüklenir.

Ağası yiğit olanın etbaı sarhoş gezer : Dişli birine dayanan, güvenen kişi herkese kafa tutar, kabadayıca davranır.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter : Tanrı her yarattığının rızkını verir.

Ağır ağır demeli, çabuk çabuk yemeli : Yemeği çabuk yemelisin, dediğinin anlaşılabilmesi için de sözleri tane tane ve yavaş yavaş söylemelisin.

Ağır basar yeğni kalkar : Ağırbaşlı olan, herkesten saygı görür, ağırbaşlı olmayana ise kimse değer vermez.

Ağır git ki yol alasın : Bir işte başarılı olmak isteyen kimse, ağır ağır ama güvenilir adımlarla yürümelidir.

Ağır kazan geç kaynar : 1) kalın kafalı insan bir konuyu zor anlar 2) tembel olan işi geç yapar.

Ağır ol da molla desinler : Ağırbaşlı davranan itibarlı olur.

Ağır ol, batman gel : Ağırbaşlı ol ki el üstünde tutulasın.

Ağır otur ki bey (ağa, molla) desinler : Ağırbaşlı ol ki büyüğümüz diye sana saygı göstersinler.

Ağır taş batman döver : Ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

Ağır taş yerinden oynamaz : Ağırbaşlı insan kimsenin oyuncağı olmaz, onu yıpratmaya kimsenin gücü yetmez.

Ağır yongayı yel kaldırmaz : Ağırbaşlı kimseye ufak tefek olaylar etki edemez, zarar veremez.

Ağız yemese, yüz utanmaz : Armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır.

Ağız yer, yüz utanır : Armağan alan, armağanı verenin isteğini yerine getirmemeye çekinir ve mutlaka yapmaya çalışır.

Ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın : İnsanın kendi yararı her şeyden önemlidir.

Ağlama ölü için ağla diri için : Ölüp giden aslında dünyanın bütün dert ve sıkıntılarından kurtulmuştur onun adına üzülmek yersizdir, esas dünyada kalan ve onun sıkıntısını çekenler için üzülmek gerekir.

Ağlama ölü için, ağla deli için : Yakınlarından biri ölenin acısı zamanla küllenir ancak bir yakını deli olanın acısı hiçbir zaman dinmez.

Ağlamak para etmez : Üzülmenin yararı olmaz.

Ağlamakla yâr ele girmez : Kişi çok sevdiği şeye yalnızca özlemini çekmekle kavuşamaz, onu elde etmenin yollarını bulmalıdır.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler : Hakkını aramasını bilmeyen kimsenin işi görülmez.

Ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın : Kendini acındıranlardan kork.

Ağlarsa anam ağlar, başkası (kalanı) yalan ağlar : İnsanın sıkıntısını yürekten paylaşan yalnızca annesidir, diğerlerinin üzülmesi yüzeyseldir.

Ağlatan gülmez : Başkalarına zulmeden kimsenin kötülüğü yerde kalmaz, kendisine döner, o da ağlar.

Ağlayanın malı gülene hayretmez : Birinden haksız olarak alınan mal, alana yarar sağlamaz.

Ağlayıp da gözden mi olayım? : Meseleyi büyütüp sıkıntıya girmek gereksiz.

Ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı : Herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.

Ağrısız baş mezarda gerek : Herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.

Ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar : Yazın çalışan kışın rahat eder.

Ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar : Elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur.

Ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar : Elinde fırsat varken geleceğini sağlamaya gayret göstermeyip eğlenceye, keyfe dalan kimse sonunda aç kalır ve perişan olur.

Ağustosun yarısı yaz yarısı kıştır : Ağustos ayının ortalarında yaz sıcakları azalır, serinlik başlar.

Ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur : Bir kişinin tutum ve davranışları, o kişide birtakım eksiklikler bulunduğunu gösterir.

Ağzına bir zeytin verir, altına (ardına) tulum tutar : Yaptığı küçük iyiliklere karşılık büyük çıkar bekler.

Ağzına vur, lokmasını al : Yumuşak huylu kimseye her istenilen kolaylıkla yaptırılabilir.

Ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme : Lehte konuşmuyorsun, hiç olmazsa aleyhte de konuşma.

Ağzını açacağına gözünü aç : Dikkatli ol, uyanık ol.

Ah alan onmaz : Kötülük ettiği için beddua alan iflah olmaz.

Ah yerde kalmaz : Kötülük cezasız kalmaz.

Ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır : Dostların ufak tefek kusurlarına bakmamak gerekir.

Ahlatın iyisini ayılar yer : Kendilerine yakışmayan güzel bir şeyi eline geçirenler için kullanılan bir söz.

Ahlatın iyisini dağda ayılar yer : Kendilerine yakışmayan güzel bir şeyi eline geçirenler için kullanılan bir söz.

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez : Ahmağa gereğinden çok ilgi gösterir, abdala gereğinden çok söz hakkı verirseniz sizi çok uğraştırır.

Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır : Ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır.

Ahmak misafir ev sahibini ağırlar : Başkalarının görev ve yetkilerine karışmak ahmaklıktır.

Ak akçe kara gün içindir : Çalışarak kazandığımız para, dar zamanımızda bizi sıkıntıdan kurtarır.

Ak göt (don, bacak) kara göt (don, bacak) kara geçit başında (hamamda) belli olur : Bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.

Ak gün ağartır, kara gün karartır : Mutlu bir yaşayış kişiyi dinç kılar, mutsuz bir yaşam ise yıpratır.

Ak koyunu gören içi dolu yağ sanır : Bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar.

Ak koyunun kara kuzusu da olur : İyi bir ailenin çocuğu kötü de olabilir.

Ak köpeğin (itin) pamuk pazarına (pamuğa, pamukçuya) zararı vardır : Kötü şey, görünüşte iyi şeye benziyorsa iyi şeyin değeri azalır.

Akacak kan damarda durmaz : Kişi, alın yazısında olanla kesinlikle karşılaşır.

Akan su yosun tutmaz : Tembel tembel oturan kimse hantallaşır, iş yapma yeteneğini yitirir, çalışan kimse gittikçe açılır, daha yararlı işler yapar.

Akara kokara bakma çuvala girene bak : İyi, kötü deme mal ve para biriktir.

Akarsu çukurunu kendi kazır : Bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.

Akarsu pislik tutmaz : Bir insan ne kadar çok çalışırsa o kadar kötü düşünceden ve kötülük yapmaktan uzak olur.

Akarsuya inanma, eloğluna dayanma : Akışı ne kadar yavaş olursa olsun akarsuya girmek tehlikelidir, eloğluna güvenmek de doğru değildir, insanı zarara sokabilir.

Akçe akıl öğretir, don yürüyüş : İmkânların fazlalığı insanların iyi işler yapmasını kolaylaştırır.

Akı karası geçitte belli olur : Bir iddiadaki doğruluk ancak deney veya sınav sonucunda belli olur.

Akıl (göz) var, izan (mantık, yakın) var : 1) herhangi bir şey bilgiye ve mantığa dayalı olarak yapılmalıdır 2) her şey ortadadır.

Akıl adama sermayedir : Bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı aklıdır.

Akıl akıl, gel çengele takıl : Bir sorunun nasıl çözümleneceğini düşünememe durumunda söylenen bir söz.

Akıl akıldan üstündür : Bir kimsenin aklına gelmeyen bir çare, başka birinin aklına gelebilir.

Akıl için yol (tarik) birdir : Doğruyu bulmak için aklın izleyeceği bir tek yol vardır, bu yoldan gidenlerin hepsi aynı sonuca varır.

Akıl kişiye (adama) sermayedir : Bir kimsenin giriştiği işlerde en büyük yardımcısı aklıdır.

Akıl olmayınca ne yapsın sakal? : Kişi yaşlandığında olgunlaşmayıp akılsız kalmışsa çocukça işler yapar.

Akıl para ile satılmaz : Delice iş yapan zenginler bulunduğu gibi akıllıca iş yapan fakirler de vardır.

Akıl yaşta değil, baştadır : Akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur, bazı küçükler büyüklerden daha akıllı olabilir.

Akıllar gelin olmuş, herkes kendininkini beğenmiş : İnsan kendi aklını, düşüncesini başkasınınkinden üstün görür.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış : İnsan kendi aklını, düşüncesini başkasınınkinden üstün görür.

Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır : Akılsız kimse iyi niyetli olsa dahi yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını hesap edemediğinden dostuna bilmeyerek fenalık edebilir, akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezili

Akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (oğlunu) everir : Kendilerini akıllı sananlar çok kez akılsız diye tanınanlardan daha az başarı gösterir.

Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer : Atak kişi tehlikeyi göze alarak işe girişir ve çabuk sonuç alır.

Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını : Çocuk akıllı ise babasından mal kalsın diye beklemez, malı kendisi kazanır akılsızsa babası ne kadar çok mal bırakırsa bıraksın, değerini bilmez ve onu kısa zamanda bitirir

Akıllı, sözünü akılsıza söyletir : Başkası adına konuşmak, insanın başını derde sokar.

Akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker : Bir işte düşüncesizce davranan kişi her türlü olumsuz sonuca katlanır.

Akılsız köpeği (ahmak iti) yol kocatır : İyice düşünülmeden, tasarlanmadan yapılmaya çalışılan iş sırasında birçok sorun ortaya çıkar ve kolay bir iş bile zorlaşır.

Akın (beyazın) adı (var), karanın (esmerin) tadı (var) : Beyaz tenli olanlar güzel sayılsa da gerçek güzellik ve şirinlik esmerlerdedir.

Akil isen açma sırrın dostuna, çünkü dostun dostu vardır, o da söyler dostuna : Bir sır en yakın dosta bile söylenmemelidir.

Akla gelmeyen başa gelir : İnsan ummadığı, düşünmediği şeylerle karşılaşabilir.

Aklı başa yaş getirir : Deneyim, yıllar içerisinde elde edilir.

Aklın yolu birdir : İyi düşünüldüğünde ayrı ayrı kimselerce varılacak sonuç hep aynıdır.

Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama : Sonunu düşünmeksizin aklına eseni yapan, herkese sataşan kimse bu davranışının büyük zararlarını görür.

Aklınla rezil olursun, aklınla vezir olursun : Aklını iyi kullanan saygı görür, kullanmayan kendini küçük düşürür.

Akmasa da damlar : Çok değilse bile az çok bir gelir veya kazanç sağlar.

Akraba ile ye, iç alışveriş etme : Alışverişte iki taraf da kendi çıkarını düşündüğünden iki dost arasındaki alışveriş dostluğu bozabilir, bu nedenle de dostluklarını sürdürmek isteyenler birbirleriyle alışverişte bulunmamalıdırlar.

Aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz : Eksik aletle sağlıklı iş yapılmaz.

Akşam ise yat, sabah ise git : Geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

Akşam oldu kon, sabah oldu göç : Geceler uyku, gündüzler iş zamanıdır.

Akşama karşı gitme, tana karşı yatma : Yolculuğa gece değil sabah erken çıkılmalıdır.

Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir) : İşinizi akşamüzeri veya gece yapmayın, sabaha bırakın çünkü gece iş yapmanın kötü yönleri daha çoktur.

Akşamın işini sabaha (yarına) bırakma : Bugün yapılması gereken bir işi ertesi güne bırakma.

Al aslan tutar, güç sıçan tutmaz : Bir kimse zekâsını kullanarak kendisinden güçlü olan yaratığı yenebilir ancak gücünü kullanarak kendisinden daha güçsüz ama zeki olan bir yaratığın üstesinden gelemez.

Al elmaya taş atan çok olur : Değerli kimselere sataşan çok olur.

Al giyen alınır : 1) göz alıcı giysi giyen güzele hemen istekli çıkar 2) bir işin yapılışıyla uzaktan bile olsa ilgisi bulunan kimse, o iş üzerindeki eleştirileri üzerine alır.

Al gömlek gizlenmez : Bazı kötü şeylerin gizlenmesi mümkün değildir.

Al ile aslan tutulur, güç ile sıçan (gücüğen) tutulmaz : Bir kimse zekâsını kullanarak kendisinden güçlü olan yaratığı yenebilir ancak gücünü kullanarak kendisinden daha güçsüz ama zeki olan bir yaratığın üstesinden gelemez.

Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunur (gocunsun) : Bir yolsuzluğun suçluları aranırken o işte kusuru olan kişi telaşlanır.

Al malın iyisini, çekme kaygısını : Malın iyisini alan, onu tasasız kullanır.

Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz : Değerli bir şeyden her zaman istenilen verim alınmaz.

Ala keçiyi gören içi dolu yağ sanır : Bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar.

Alacağım olsun da alakargada olsun : Borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir.

Alacakla verecek (borç) ödenmez : Bir yerden alacağınız parayla başka bir yere olan borcunuzu kapatamazsınız.

Alakargada alacağım olsun, alamazsam gözümü oysun : Borçlu olmaktansa alacaklı olmak iyi bir şeydir.

Alçacık eşeğe herkes biner : Güçsüz ve koruyucusuz bir kimseyi buyruk altına almak ve ezmek kolaydır.

Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay : Nasıl ki boyu kısa olan eşeğe binmek kolaysa öksüz çocuğa kötü davranmak da onu koruyan kimse olmadığı için kolay olur.

Alçak uçan yüce konar, yüce uçan (konan) alçak konar (uçar) : Alçak gönüllü olan toplum içinde saygı görür ve yücelir, kendisini herkesten üstün gören sevilmez ve toplum içinde iyi bir yer edinemez.

Alçak yer yiğidi hor gösterir : Basit bir çevrede yaşayan, önemsiz bir görevde çalışan her yönden değerli olan kişi önemsiz bir görevde çalışıyorsa yeteneklerini tam olarak gösteremez, bundan dolayı değeri anlaşılmaz.

Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır : Bilgili kimselerin bulunmadığı yerde cahil kişi bilgiçlik taslar.

Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır : İnsan kendi durumuna göre bir yaşam tarzı benimsemeli, arkadaşlarını da ona göre seçmelidir.

Âleme verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı : Kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir.

Âlemin ağzı torba değil ki büzesin : Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.

Alet işler, el övünür : Bir kimse ne kadar usta olursa olsun gerekli araçları olmadan kusursuz iş yapamaz.

Alıcı kuşun ömrü az olur : Başkalarına saldırmayı alışkanlık edinen kimsenin düşmanı çok olur, bu düşmanlar onun canına kıyarlar.

Alışmadık götte don durmaz : Bir kimse alışmadığı, sıkıcı bir duruma kendini kolay kolay uyduramaz, ondan bir an önce kurtulmaya çalışır.

Alışmış kudurmuştan beterdir : Alışılan bir şeyden kolayca vazgeçilmez.

Alışmış kursak bulamacını ister : Kişi, yararlanmaya alıştığı şeyden yoksun kalmak istemez.

Âlim unutmuş, kalem unutmamış : İnsan ne kadar bilgili olursa olsun her şeyi aklında tutamayacağı için unutulmaması istenilen şey mutlaka yazılmalıdır.

Âlimden zalim doğar : Topluma yaptıklarıyla daima yararlı olmuş bir bilginin çocuğu da öyle olacak diye bir kural yoktur.

Allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir : Tanrı bol harcayana bol, az harcayana az verir.

Allah bana, ben de sana : Şimdi sana borcumu ödeyecek param yok, kazanırsam öderim.

Allah bilir ama kul da sezer : Bir işin nasıl bir sonuç vereceğini ancak tanrı bilir ama insan da kafasını kullanarak aşağı yukarı bir tahminde bulunabilir.

Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir : Tanrı bol harcayana bol, az harcayana az verir.

Allah dağına göre kar verir : Tanrı herkese dayanabileceği ölçüde sıkıntı verir.

Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz : Alın yazısı ne ise o olur.

Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar : İşi bozulan kişi umutsuzluğa düşmemeli, tanrı’nın onu daha iyi bir işe kavuşturacağına inanmalıdır.

Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış : Geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalıdır.

Allah kulundan geçmez : Tanrı dar zamanlarında kulunun imdadına yetişir.

Allah kulunu kısmeti ile yaratır : Bu dünyada herkesin dar veya geniş, bir geçim yolu vardır.

Allah sabırlı kulunu sever : Tanrı sabırlı kulunu sevdiği için sabırlı olmaya daha çok dikkat etmeliyiz.

Allah sağ gözü (eli) sol göze (ele) muhtaç etmesin : Tanrı kimseyi kimseye, en yakınlarına bile muhtaç etmesin.

Allah sevdiğine dert verir : Tanrı, derdin kendisinden geldiğine inanarak yakınmayanları ödüllendireceği için sevdiğine dert verir.

Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir : Allah, yetenekleri kısıtlı olanlara durumlarına uygun bir yaşama düzeni verir.

Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez : Tanrı dilerse hiç tanınmayan, yoksul bir aile çocuğunu da üne, zenginliğe kavuşturur.

Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir : Tanrı bir kimseyi zengin etmek isterse ona hiç umulmadık yerden mal ve para gelir.

Allah’ a bir can borcu var : Allah’ a vereceği canından başka hiç kimseye bir borcu yok.

Allah’ ın bildiği kuldan saklanmaz : Kişi işlediği suçtan dolayı önce tanrı’ya karşı sorumludur ve bu suçu da tanrı bilir, bu nedenle onu kuldan saklamak gerekmez.

Allah’ ın ondurmadığını peygamber sopa ile kovar : Allah bir kişiyi mutsuz yaratmışsa hiç kimse onun kaderini değiştiremez.

Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı : Biniciler doru ve kır donlu atları, sarı, al ve yağız renkli olanlardan daha üstün sayarlar, o nedenle at alırken seçimi ona göre yapmak gerekir.

Alma mazlumun ahını çıkar, aheste aheste : Kimseye eziyet edip ahını alma, sonra yaptığın kötülüklerin cezasını ömür boyu çekersin.

Almadan vermek Allah’ a mahsus : İnsan yaptığı herhangi bir şey için mutlaka karşılık bekler.

Almadığın hayvanın kuyruğunu tutma : Almayacağın bir şeye alacakmışsın gibi yakın ilgi gösterme, işinde çalıştırmayacağın kimseye çalıştıracakmışsın gibi umut verme.

Alna yazılan başa gelir : Kişi, kaderi ne ise onu görür.

Alt değirmen güçlü akar : Kaynakları eski ve bol olan kuruluşlar sağlam ve verimli olur.

Altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz : Bir işi tam öğrenmeden, inceliklerini kavramadan, ustalaşmadan o işte bilgiçlik taslanmaz.

Altı olur, yedi olur, hep Allah’ ın dediği olur : Önceden ne kadar hesap yapılırsa yapılsın, sonunda tanrı’nın dilediği olur.

Altın adı pul oldu, kız adı dul oldu : Uygunsuz davranışları yüzünden temiz tanınan kişiliği lekelendi.

Altın anahtar her kapıyı açar : Para olduğunda her güçlük yenilebilir.

Altın ateşte, insan mihnette belli olur : Altına benzeyen maddenin altın olup olmadığı ateşe dayanıklılık derecesi ile anlaşıldığı gibi bir kişinin değeri de sıkıntılara katlanma, zorlukları yenme ve benliğini koruma gücü ile ölçülür.

Altın eli bıçak kesmez : 1) varlıklı veya değerli kişilerin elini kimse bükemez 2) herhangi bir işte usta olan her zorluğun üstesinden gelir.

Altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur : Hiç kimse zenginliğine güvenmemelidir, gün gelir yoksullaşır ve fakir kimseye muhtaç olur.

Altın pas tutmaz : Şerefli, temiz insana hiç kimse leke süremez.

Altın tutsa toprak olur (altına yapışsa elinde bakır kesilir) : Giriştiği işlerde büyük talihsizliklere uğrayan kimsenin durumunu anlatan bir söz.

Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz : Değerli kişi veya nesneler, ne türlü uygunsuz koşullar içinde bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini ve niteliklerini yitirmezler.

Altın yere düşmekle pul olmaz : Üstün nitelikli kişinin değeri, bulunduğu yerden uzaklaştırılmasıyla azalmaz.

Altını saklamak değil, kuruşu saklamak hünerdir : Tutumluluk değersiz görünen şeyleri değerlendirmekle olur.

Altının kadrini sarraf bilir : Bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak bu konularda uzmanlığı bulunanlar bilir.

Altının kıymetini sarraf bilir : Bir kimsenin, bir şeyin değerini ancak o konuda uzmanlığı olanlar bilir.

Altta kalanın canı çıksın : Herkes başının çaresine baksın, gücü yetmeyen ne olursa olsun.

Aman diyene kılıç kalkmaz : Mertliğinize güvenip size teslim olan düşmanın canına kıyılmamalıdır.

Amasya’ nın bardağı, biri olmazsa biri daha : Ele geçirilmeyen veya kaçan bir şeye üzülmek boştur çünkü her zaman benzeri sağlanabilir.

Amcamla dayım, hepsinden aldım payım : Yakınlarından beklediği ilgi ve yardımı görmeyen bir kimse onlardan artık yeni bir istekte bulunamaz.

An beni bir kozla, o da çürük çıksın : Bir dostun verdiği armağan küçük ve değersiz olsa bile verilen kişinin hatırlandığını göstermesi bakımından çok değerlidir.

An iti, kap sopayı : Saldırgan biriyle karşılaşma olasılığı varsa kendini korumaya hazırlıklı ol.

Ana gibi yâr olmaz, bağdat gibi diyar olmaz : İnsanlar içinde bize anne kadar candan bağlı dost yoktur.

Ana ile kız, helva ile koz : Anne ile kız, koz helvasının içindeki cevizle helva gibidirler, birbirlerinden kesinlikle ayrılmazlar.

Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar : Kocası iyi olmayan bir kadın, kendi ne kadar zengin olursa olsun, mutlu olamaz.

Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış : Kocası iyi olmayan bir kadın, kendi ne kadar zengin olursa olsun, mutlu olamaz.

Analık fenalık (kara yamalık) : Üvey ana fenalık simgesidir.

Anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım : İnsan en değerli malının karşılıksız olarak elinden gideceğini bilse onu yok denecek kadar az bir paraya satar.

Anan güzel idi hani yeri, baban güzel idi hani evi : Hiçbir duruma güvenilmez, bizim olan şeyler elimizde sürekli olarak kalmazlar.

Ananın bahtı kızına : Bir anne nasıl bir evlilik hayatı geçirirse kızının evlilik hayatı da kendisininkine benzer.

Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez) : Annenin acı sözü çocuğuna ağır gelmez.

Anasına bak, kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak, bezini al : Bir kızın karakterini öğrenmek isteyenler, anasının durumunu göz önüne alırlarsa aldanmamış olurlar.

Anca beraber, kanca beraber : İki veya daha çok kişi yaptıkları iş kötü de gitse birbirlerinden ayrılmamalıdırlar.

Anlatışa göre verirler fetvayı : Haksız kişi, olayı kendisini haklı gibi göstererek anlatırsa dinleyen ona hak verir.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az : Anlayışlı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler oysa anlayışsız kimselere ne söylense yararsızdır.

Ar dünyası değil, kâr dünyası : Kişi para kazanmak için namusuna dokunmadıktan sonra şu veya bu işi yapmaktan utanmamalıdır.

Ar kadar eri olanın, dağ kadar yeri olur : Çalışkan kişileri olan aile ve toplumlar her yerde bol kazanç elde ederler.

Ar yılı değil, kâr yılı : Birinin sıkılmayı bir yana bırakarak yalnız çıkarına baktığı anlatılırken söylenen bir söz.

Araba devrilince (kırıldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur : İş işten geçtikten sonra verilen öğüdün değeri yoktur.

Araba ile tavşan avlanmaz : Her işte başarıya ulaşabilmek için kullanılması gereken özel yöntemler vardır.

Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer : Kıdem ve yaş bakımından büyük olanların yaptıkları her zaman örnek alınır.

Aramakla bulunmaz : Çok değerli ancak rastlantı ile ele geçer.

Arayan Mevla’ sını da bulur, belasını da : İyiyi amaçlayanlar iyiye, kötüyü amaçlayanlar ise kötüye ulaşırlar.

Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz : Ardıç ağacının ateşi çabuk geçer, kül olur yalancının sözü de böyledir, ona da güvenilmez.

Ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz : Önemli kimseleri çekemeyip onlara dil uzatanlar çok olur.

Ardından sapan taşı yetişmez : Çok hızlı koşuyor.

Arı bal alacak çiçeği bilir : İşini bilen kimse nereye başvuracağını bilir.

Arı bey olan kovana üşer : Halk, kendisine önderlik edecek kişinin çevresinde toplanır.

Arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur : Çalışkan kişileri olan aile ve toplumlar her yerde bol kazanç elde ederler.

Arı kızdıranı sokar : Kişi, sonunda öleceğini de bilse kendisini sinirlendirene saldırır.

Arı söğüdü, akıllı öğüdü sever : Herkes işine yarayan şeyi benimser.

Arığa su gelene kadar kurbağanın gözü patlar : Yapılması geciken iyilikler, bekleyenleri sıkıntı içinde bırakır.

Arık ata kuyruğu da yüktür : Güçsüz kişi, kimseye yardım edecek durumda değildir.

Arık etten yağlı tirit olmaz : Değersiz kişiden yararlı iş, verimsiz tarladan bol ürün beklenmez.

Arık öküze bıçak olmaz (çalınmaz) : 1) güçsüz kimseyi ezmek yiğitlik değildir 2) kendisinden yararlanılamayacak kişiye yararlanmak amacıyla eziyet edilmemelidir.

Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara çıkar (olur) : Bir sözün yalan olduğu çabuk anlaşılır ve söyleyen toplum içinde utanılacak bir duruma düşer.

Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim : Kişi kendisine uygun kimselerle arkadaşlık kuracağı için arkadaşını tanıdığımızda o kişinin de kimliğini öğrenmiş oluruz.

Arlı arından, huylu huyundan vazgeçmez : Herkes kendi karakterine göre davranışta bulunur.

Armudu soy ye, elmayı say ye : Armut kabuğu soyularak elma da aşırı gidilmeden sayıyla yenilmelidir.

Armudun iyisini (dağda) ayılar yer : Kendilerine yakışmayan güzel bir şeyi eline geçirenler için kullanılan bir söz.

Armudun önü kirazın sonu : Armut ilk çıktığında, kiraz da biteceği zaman yenilmeli.

Armut dalının dibine düşer : Bir kimse önce yakınlarına yararlı olur.

Arpa eken buğday biçmez : Kötü davranışın karşılığı iyi olmaz.

Arpa samanıyla, kömür dumanıyla : Yararlanılan nesneleri eksiklikleriyle birlikte kabullenmek gerekir.

Arpa unundan kadayıf olmaz : Kötü gereçle iyi şey yapılamaz.

Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez : Bir kişinin verimli olarak iş görmesi, onun geçiminin sağlanmasına bağlıdır.

Arpacıya borç eden ahırını tez satar : Bir iş borçla sağlıklı bir biçimde yürütülemez.

Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır : Arsız hiçbir şeyden utanmadığı için elbise diye çul da giyse salına salına gezer.

Arsızın yüzüne tükürmüşler yağmur yağıyor demiş : Arsız ne kadar ağır hakaret görse de aldırmaz, pişkinliğe vurur.

Arslan postunda gönül dostunda : Her şey kendi yerinde değer kazanır.

Arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser : Haksızlık veya kötülük yapacağı düşünülen kişi yerine bu konuda adı ön plana çıkan kişiler asıl haksızlığı ve kötülüğü yaparlar.

Arşın malı kantar ile satılmaz : Bir nesne için kullanılan ölçü, niteliği ayrı olan başka bir nesne için kullanılamaz.

Artık mal göz çıkarmaz : Ne kadar ve ne türden mal olursa olsun malın fazlası elden çıkarılmamalıdır çünkü mutlaka bir gün gelir lazım olur.

Asıl azmaz, bal kokmaz : Bir kimse veya nesne, ne denli biçim değiştirirse değiştirsin aslını yitirmez, soyluluğunu korur.

Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı : Asil insanla beraber bulunmak her şartta faydalıdır, en iyi şartları önüne getirse bile kötü ve bayağı insandan kaçmak gerekir.

Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir : Güçlü olduğunda ağır ve büyük işler yapan, büyük kazançlar elde eden kimse, güçten düşünce pek küçük işlerle uğraşır, azla yetinir.

Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir : Güçlü kimsenin korkutucu sözleri, güçsüzü kıpırdayamayacak duruma getirir.

Aslan postunda, gönül dostunda : Canlı, cansız her şeyin bir yakışığı vardır, insan onları bu durumda görmek ister.

Aslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur) : Bir kimsenin oturduğu yerin durumu, onun kişiliğini belli eder.

Aslını saklayan (inkâr eden) haramzadedir : Kişi yoksul, görgüsüz bir aileden gelmekle değersiz olmaz, toplum içindeki yerini kendisi kazanır.

Astar bol olmayınca yüze gelmez : Bir iş yapmak için gerekli olan şeyler, ölçü biraz geniş tutularak hazırlanmalıdır.

Aş taşınca kepçeye paha olmaz : Sıkışık zamanlarda önemsiz şeylerin değeri çoktur.

Aş tuz ile, tuz oran ile : Bir şeyin hoşa gitmesi onun birtakım nitelikler taşımasına ve bu niteliklerin de gerektiği oranda bulunmasına bağlıdır.

Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur : Güzel şey, iyi gereç kullanılarak meydana gelir, bundan da iş yapana övünme payı çıkar.

Âşığa bağdat sorulmaz : Bir şeye çok istekli olan kimse, o şeyi elde etmedeki zorlukları hiçe sayar.

Âşığa bağdat uzak (ırak) değil (gelmez) : Bir şeyi elde etmek için aşırı istekli olan kimseye, bu uğurda katlanacağı fedakârlıklar güç gelmez.

Âşığın gözü kördür : Kendisini aşka kaptıran kimse, sevgilisinin kusurlarını görmediği gibi çevresinde olup bitenlerle de ilgilenmez.

Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır : Aşktan gözü kararmış kimse, hoş karşılanmayacak aşırı davranışlarda bulunur.

Aşık daima bey oturmaz : İşi çoğunlukla iyi giden bir kimse, talihinin her zaman ona yâr olamayacağını bilmelidir.

Aşını, eşini, işini bil : Sağlık ve mutluluk içinde yaşamak isteyen kişi, yiyeceğine dikkat etmeli, arkadaşını iyi seçmeli ve bir iş sahibi olmalıdır.

Aşk ağlatır, dert söyletir : Âşığın yüreği yaralıdır ve daima ağlar, bir derdi olan da herkese derdini anlatır.

Aşk olmayınca meşk olmaz : Güçlü bir istek olmayınca hiçbir şey elde edilemez.

Aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır : Bir işten yararlanmak isteyen gerekli araçları hazırlamalıdır.

At arıklıkla, yiğit gariplikle : Zayıf ve garipken kişiliklerini yitirmeyip görevlerini başarı ile yapanlar üstün niteliklerini o zaman belli etmiş olurlar.

At at oluncaya kadar sahibi mat olur : Bir çocuğu, bir işçiyi yetiştiren her bakımdan çok yorulur, yıpranır.

At beslenirken kız istenirken : At bakımlı olduğunda satılmalı, kız da güzelliği geçmeden evlendirilmelidir.

At binenin, kılıç kuşananın : Her şey, onu gereği gibi kullanmasını bilene yakışır.

At binicisine (sahibine) göre kişner (eşinir) : İnsanlar başlarında bulunan kişinin etkisi altında kalarak onun tutumuna göre davranırlar.

At binicisini bilir (tanır) : İşçi, yöneticisinin işten anlayıp anlamadığını bilir ve çalışmalarını ona göre yürütür.

At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz : Bir işi başarabilmek için gerekli olan koşullar her zaman eksiksiz olarak ele geçmez.

At görür aksar, su görür susar : Meraklı kimse öğrenmek istediği bilgiye ulaşabilmek için her yola başvurur, her kılığa girer.

At ile avrat yiğidin bahtına : Kişinin satın aldığı attan ve evlendiği kadından memnun kalıp kalmayacağı önceden kestirilemez, her ikisi de talihine kalmıştır.

At olur, meydan olmaz (bulunmaz), meydan olur (bulunur), at olmaz (bulunmaz) : Gerekli şartlar her zaman bir arada bulunmaz.

At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır : Yaşarken iyi işler yapmalı, iyi bir ad bırakılmaya çalışılmalıdır.

At ölür, itlere bayram olur : Değerli kimselerden birinin ölümü veya görevden ayrılması, kimi zaman aşağılık kimselerin işine yarar.

At var, meydan yok : Yapacak güç var ancak kullanma imkânı yok.

At yedi günde, it yediği günde (belli olur, semirir) : Değerli kişilikler zamanla gelişir, kısa sürede beliren kişilikler gerçek değer taşımayanlardır.

At yiğidin yoldaşıdır : Bir insanın atı daima onun yanındadır ve zor anlarında ona yardım eder.

At, adımına göre değil, adamına göre yürür : Atın yürüyüşü binicisinin yönetimine bağlı olduğu gibi bir işin gidişi de iş başındakinin bilgisine ve çabasına bağlıdır.

Ata arpa, yiğide pilav : Canlıların güçleri, gelişmelerine yarayan şeylerle artar.

Ata binen nalını, mıhını arar : Kişi, kullanacağı şeyin ayrıntılarına dikkat etmelidir.

Ata binersen Allah’ ı, attan inersen atı unutma : Ata bindiğin zaman hayvanı hırpalama, attan indiğin zaman da onun yemini, suyunu, tımarını unutma.

Ata da soy gerek, ite de : Bütün yaratıkların soylusu üstün niteliktedir.

Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli : Çalışanınızı iyi beslerseniz onun gücü artar ve daha verimli işler yapar.

Ata dostu oğla mirastır : Baba dostları, babamızdan bize kalan miras gibidirler, bizi kollarlar ve bize her türlü yardımı yaparlar.

Ata eyer gerek, eyere er gerek : Bir işletmeyi önce donatıp sonra da iyi bir yöneticiye teslim ederseniz istediğiniz verimi alırsınız.

Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek : Babadan kalan mal kalıcı değildir, çabuk biter kişinin gerçek malı, kendi çalışmasıyla elde ettiği maldır.

Atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta : Ana baba, çocuğuna mutlu bir yaşam sağlamaya çalışır ancak kaderde yazılı olan gerçekleşir.

Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar : Büyüklerinin sözünü tutmayıp onların gösterdikleri yoldan gitmeyenler toplum içinde ziyan olup giderler.

Atanın sanatı oğla mirastır : Bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür.

Atasını tanımayan Allah’ ını tanımaz : Babaya itaat etmeyen kimse, ana ve babaya itaat etmeyi buyuran Tanrı’ yı da tanımıyor demektir.

Ateş demekle ağız yanmaz : Kişi, zararlı bir eylemin sözünü etmekle kendisini zarara sokmuş olmaz.

Ateş düştüğü yeri yakar : Bir acıyı onu çekenden başkası tam anlayamaz veya aynı ölçüde üzülemez.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz : Küçük de olsa birtakım belirtilerin önemli olaylara işaret olduğunu anlatan bir söz.

Ateş olsa cirmi kadar yer yakar : Hasmın pek önemsenmediğini anlatan bir söz.

Ateşle barut bir yerde durmaz (olmaz) : Kızla erkeğin baş başa yalnız kalmaları kötü sonuçlar doğurabilir.

Atı atasıyla, katırı anasıyla : Soylu kişiden korkulmaz, soysuz kişiden korkulur.

Atılan ok geri dönmez : İyi düşünmeden yaptığımız işlerden pişman olarak geri dönmek isteriz ama artık iş işten geçmiştir.

Atım tepmez, itim kapmaz deme : Size çok bağlı olan kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler.

Atın bahtsızı arabaya düşer : Değerli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uygun olmayan ağır ve aşağılık işlerde kullanılırlar.

Atın dorusu, yiğidin delisi : Atın doru renkli olanı, kişinin ise gözünü budaktan esirgemeyeni makbuldür.

Atın ölümü arpadan olsun : Çok sevilen bir şey yapılırken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa zor veya kötü şeylere katlanılır.

Atın tepmezi, itin kapmazı olmaz : Size çok bağlı olan kimseler bile zaman gelir sizi incitebilirler.

Atın ürkeği, yiğidin korkağı : At da kişi de hep tehlike içinde imişler gibi uyanık olmalıdırlar.

Atın varken yol tanı, ağan varken el tanı : Elde imkân varken gezip dolaşmak, dost edinmek gerekir.

Atına bakan ardına bakmaz : Görevini eksiksiz yapan, aracını iyi kullanan kimse kendisini kötü duruma düşmekten kurtarmış olur.

Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz : Küçükler büyüklerin yanında hadlerini bilmelidir.

Atlar tepişir, arada eşekler ezilir : Büyüklerin çatışmasından küçükler zarar görür.

Atlıya saat olmaz : Elinde bol imkânlar olan kimse, uzun bir süre içinde yapılabilecek işi çok kısa bir zamanda yapabilir.

Atta karın, yiğitte burun : İyi koşan atın karnı, yiğit erkeğin burnu büyük olur.

Atta, avratta uğur vardır : İnsana atı ve evlendiği kadın uğur getirir.

Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek : Soylu kimse yüzünden başımıza gelen felaketi çabuk atlatırız, soysuz kimse yüzünden başımıza gelen felaketi kolay kolay atlatamayız.

Av avlanmış, tav tavlanmış : Olan olmuş, iş işten geçmiş, artık yapacak bir şey yok.

Av avlayanın, kemer bağlayanın : Bir şey, onu elde etmenin yolunu bilenin bir şeyden yararlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır.

Av köpeği avdan kalmaz : Hazıra konmayı alışkanlık yapmış kimse her zaman bu yolu izler.

Av vuranın değil, alanın : Bir şeyden, sahibi değil de başkası yararlanıyorsa asıl sahip yararlanan kişidir.

Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz : Kuşlar avlanmaktan kurtulamazlar, insanlar da hatıra, hayale gelmeyen çeşit çeşit felaketle karşılaşabilirler.

Ava giden avlanır : Çıkarını başkalarına zarar vermekte arayan kimse, o zarara kendisi uğrar.

Avcı ne kadar hile (al) bilse ayı o kadar yol bilir : Bir kişi başkasını alt etmek için çeşit çeşit ustalık kullanır ama karşısındaki de yenilmemek için türlü önlemler alır.

Avradı eri saklar, peyniri deri : Her şey, durumuna uygun yöntemlerle saklanır.

Avrat (kadın) malı, kapı mandalı : Bir erkek, karısının malından yararlanmayı düşünmemelidir.

Avrat tuz dedi mi ciğeri cız der : Karısı herhangi bir şey isteyince ihtiyaçları karşılayamayan kocanın içi sıkıntıyla dolar.

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar : Öyle kadınlar vardır ki bir aileye düzen verir, mutluluk getirir öyle kadınlar da vardır ki ailenin düzenini, mutluluğunu bozarlar.

Avrat var, arpa unundan aş yapar avrat var, buğday unundan keş yapar : İş bilen kadın, elverişsiz gereçle güzel şeyler meydana getirir, iş bilmeyen kadın ise en iyi gereci kullansa bile bir şey yapamaz.

Ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez : Öyle zaman olur ki bir aylık kazanç insanı bir yıl geçindirir, öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç bir ay geçindirmeye yetmez.

Ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta : 1) çobanların akşam erken yatması, sabahleyin erken kalkması gerekir 2) genel düzene yardımcı olan araçlar varsa yönetici rahat eder yoksa çok uyanık olması gerekir.

Ay aydın, hesap belli : Anlaşılmayacak bir şey yok, hesap ortada, açık.

Ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur : Bir şeyin çok üstününü, çok güzelini görmüş olan kimse, ondan daha az değerde olanını beğenmez.

Ay ışığında ceviz silkilmez : Yeterli olmayan koşullarda yapılan işlerden, beklenilen verim alınamaz.

Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz : İnsan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.

Ayağı yürüten baştır : Halkın düzen içinde çalışmasını baştakiler sağlar.

Ayağında donu yok, fesleğen ister (takar) başına : Yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister.

Ayağını sıcak tut, başını serin gönlünü ferah tut, düşünme derin : Hastalıktan korunmak istiyorsak ayağımızı sıcak, başımızı serin tutmalı, olur olmaz şeyleri sıkıntı konusu yapmamalı, geniş yürekli olmalıyız.

Ayağını yorganına göre uzat : Giderini mutlaka gelirine uydurmalısın.

Ayağının bastığı yerde ot bitmez : Uğradığı yere bereketsizlik, uğursuzluk getirir.

Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz : İnsan, yaşamı boyunca çeşitli engellerle ve güçlüklerle karşılaşır.

Ayaz paşa kol geziyor : Dışarıda çok soğuk var.

Ayı gördüm, yıldıza itibarım (minnetim) yok : Bir şeyin en iyisine alıştıktan sonra ondan aşağı olanlar beni ilgilendirmez.

Ayı görmeden bayram etme : Bir iş gerçekleşmeden ona oldu gözüyle bakılıp sevinilmemelidir.

Ayı sevdiği yavrusunu hırpalar : Hırpalamak her zaman kötülük yapmak için olmaz, sevgiden kaynaklanan hırpalamalar da vardır.

Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne : Bir kimsenin hep aynı şeyi veya hikâyeyi anlatması karşısında söylenen bir söz.

Ayıpsız yâr arayan (dost isteyen), yârsız (dostsuz) kalır : Kusursuz eş veya iş olmayacağı için böyle özellikte insan arayan eşsiz veya işsiz kalır.

Ayıyı (maymunu) fırına (ateşe) atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış : Duygusuz insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa çocuklarını bile tehlikeye atmaktan çekinmezler.

Ayyar tilki art ayağından tutulur : İşini hile ile yürüten kimse sonunda yakayı ele verir.

Az ateş çok odunu yakar : Az sayıda kötü insan, çok sayıda iyi insanın başını belaya sokabilir.

Az el aş kotarır, çok el iş kotarır : Yemek az kişiyle onun dışında kalan işler ise çok kişiyle daha çabuk yapılır.

Az eli aşta gör, çok eli işte gör : Yemek az kişiyle onun dışında kalan işler ise çok kişiyle daha çabuk yapılır.

Az kaz, uz kaz, boyunca kaz : Sana yapılmasını istemediğin bir kötülüğün daha ağırını başkasına yapma.

Az olsun, uz (öz) olsun : Yaptığınız iş, edindiğiniz şey az olabilir ancak temiz ve iyi olmalıdır.

Az söyle çok dinle : Kişinin gereksiz konuşmaktansa az konuşması ve konuşulanları dinlemesi daha iyidir.

Az tamah çok ziyan getirir : Hırslı ve pinti insan her zaman zararlı çıkar.

Az veren candan, çok veren maldan : Varlıklı olmayan kimsenin yardım veya armağan olarak az şey vermesi büyük fedakârlıktır, varlıklı kimsenin vereceği armağan ve yardımlar fedakârlık sayılmaz.

Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur : Kişi iyi uyuyabilmek için pek az da yememeli, pek çok da.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz : Büyük şeyleri elde edebilmek için önce küçük şeylerle yetinmek gerekir.

Aza sormuşlar: nereye?, çoğun yanına demiş : Küçük kazançların bile hep varlıklı kimselere düştüğü inancını belirten bir söz.

Azan kurda kızan köpek : Belalı kişinin hakkından kötü kişi gelir.

Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez : Küçük de olsa bir iyiliğin değerini bilmeyen, daha büyük iyiliklere layık değildir.

Azıcık aşım, ağrısız (kaygısız) başım : Derdim olmasın da başka bir şey istemem.

Azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır : İleride gereksinim duyacağı şeyleri zamanında hazırlamayan kişi, hazırlık yapan diğer insanlardan yardım bekler.

Azmış kudurmuştan beterdir : Coşkun ve heyecana kapılmış kimseyi zapt etmek zordur.

Azrail gelince oğul, uşak sormaz : Azrail büyük küçük demez, eceli gelenin canını alır.

Makale bilgileri.

Yazar: BB Yazar

Okunma sayısı: 4

Yayın tarihi: 12 Eylül 2019 07:09:05

Güncelleme tarihi: 10 Kasım 2019 06:11:29

Kategoriler: Atasözleri ve Anlamları