Bir Bilgi » Atasözleri » A harfi ile başlayan atasözleri

A harfi ile başlayan atasözleri

Aba altında er yatar.

Aba vakti yaba, yaba vakti aba.

Abanın kadri yağmurda bilinir.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz.

Abdal tekkede, hacı mekke’de bulunur.

Abdala “kar yağıyor” demişler, “titremeye hazırım (durmuşum)” demiş.

Abdala malum olur.

Abdalın dostluğu köy görününceye kadar.

Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır (yolda olur).

Abdalın yağı çok olursa gâh borusuna çalar, gâh gerisine.

Abdestsiz sofuya namaz mı dayanır.

Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez.

Aç aslandan tok domuz yeğdir.

Aç at yol almaz, aç it av almaz.

Aç ayı oynamaz.

Aç domuz darıdan çıkmaz.

Aç doymam, tok acıkmam sanır.

Aç elini kora sokar.

Aç esner, âşık gerinir.

Aç gezmektense tok ölmek yeğdir.

Aç gözünü, açarlar gözünü.

Aç ile dost olayım diyen peşin karnını doyursun.

Aç ile eceli gelen söyleşir.

Aç it fırın duvarını deler.

Aç kalmak, borçlu olmaktan iyidir.

Aç köpek fırın deler.

Aç kurt aslana saldırır.

Aç kurt yavrusunu yer.

Aç mezarı yoktur.

Aç ne yemez, tok ne demez.

Aç ölmez gözü kararır, susuz ölmez benzi sararır.

Aç tavuk kendini arpa (buğday) ambarında sanır.

Aç tokun gözüne bakmakla doymaz.

Aç yanında sarpın kurcalanmaz.

Aç yanından kaç.

Aç yeri başka, acı yeri başka.

Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış.

Acele ile menzil alınmaz.

Acele ile yürüyen yolda kalır.

Acele işe şeytan karışır.

Acele işin sonu pişmanlık.

Acemi katır kapı önünde yük indirir.

Acemi nalbant gâvur eşeğinde öğrenir.

Acı acıyı keser, su sancıyı.

Acı (kötü) söz insanı (adamı) dinden çıkarır, tatlı söz yılanı inden çıkarır.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz.

Açık ağız aç kalmaz.

Açık göte herkes tükürür.

Açık kaba it değer (siyer).

Açık yaraya tuz ekilmez.

Acıkan doymam sanır, susayan kanmam sanır.

Acıkan ne olsa yer, acıyan ne olsa söyler.

Acıkan ne yemez, acıyan ne demez.

Acıkanın yanağından, susayanın dudağından belli olur.

Acıklı başta akıl olmaz.

Acıkmış kudurmuştan beterdir.

Açılan solar, ağlayan güler.

Açın gözü ekmek teknesinde olur.

Açın imanı olmaz.

Açın karnı doyar, gözü doymaz.

Açın koynunda (karnında) ekmek durmaz (eğleşmez).

Açın kursağına çörek dayanmaz.

Açın uykusu gelmez.

Acından kimse ölmemiş.

Acındırırsan arsız olur, acıktırırsan hırsız olur.

Acıyan uyumuş, acıkan uyumamış.

Açlık ile tokluğun arası yarım yufka.

Açma sırrını dostuna, dostunun dostu vardır o da söyler dostuna.

Açtı ağzını, yumdu gözünü.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü.

Ada bana, adayım sana.

Adam adama (gene, her zaman) gerek olur.

Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil.

Adam adamdan korkmaz, utanır.

Adam adamdır olmasa da pulu, eşek eşektir atlastan olsa çulu.

Adam adamı bir kere aldatır.

Adam olacak çocuk bokundan belli olur.

Adam olana bir söz yeter.

Adamak kolay, ödemek zordur.

Adamakla mal tükenmez.

Adamın adı çıkacağına canı çıksın.

Adamın iyisi işbaşında (alışverişte) belli olur.

Adamın (kimsenin) adı çıkmadansa canı çıkması (yeğdir).

Adamın kötüsü olmaz, meğer züğürt ola.

Adamın yere bakanından, suyun yavaş akanından kork.

Adamlık sen de kalsın.

Ağa borç eder, uşak harç.

Ağaç kökünden yıkılır.

Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.

Ağaç ucuna yel değer, güzel kişiye söz değer.

Ağaç yaprağıyla gürler (güzeldir).

Ağaç yaş (fidan) iken eğilir.

Ağaç yeşert meyve getirsin, oğlan büyüt ekmek getirsin.

Ağaca balta vurmuşlar “sapı bedenimden” demiş.

Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur.

Ağaca çıksa pabucu yerde kalmaz.

Ağaca dayanma kurur, adama (insana) dayanma ölür.

Ağacı kurt, insanı dert yer.

Ağacın kurdu içinde olur.

Ağacın meyvesi olunca, başını aşağı salar.

Ağaçtan maşa, abdaldan paşa olmaz.

Ağaçtan maşa olmaz.

Ağalık (beylik) vermekle, yiğitlik vurmakla.

Ağanın alnı terlemezse ırgadın burnu kanamaz.

Ağanın eli tutulmaz.

Ağanın gözü ata tımardır.

Ağanın gözü öküzü (ineği) semiz eder.

Ağanın gözü, yiğidin sözü.

Ağanın malı çıkar, uşağın canı.

Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez.

Ağası güçlü olanın kulu asi olur.

Ağası güçlü olanın, kulu suçlu olur.

Ağası yiğit olanın etbaı sarhoş gezer.

Ağılda oğlak doğsa ovada otu biter.

Ağır ağır demeli, çabuk çabuk yemeli.

Ağır basar yeğni kalkar.

Ağır git ki yol alasın.

Ağır kazan geç kaynar.

Ağır ol, batman gel.

Ağır ol da molla desinler.

Ağır otur ki bey (ağa, molla) desinler.

Ağır taş batman döver.

Ağır taş yerinden oynamaz.

Ağır yongayı yel kaldırmaz.

Ağız yemese, yüz utanmaz.

Ağız yer, yüz utanır.

Ağızdan burun yakın, kardeşten karın yakın.

Ağlama ölü için, ağla deli için.

Ağlama ölü için ağla diri için.

Ağlamak para etmez.

Ağlamakla yâr ele girmez.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler.

Ağlar gözden, sahte sözden kendini sakın.

Ağlarsa anam ağlar, başkası (kalanı) yalan ağlar.

Ağlatan gülmez.

Ağlayanın malı gülene hayretmez.

Ağlayıp da gözden mi olayım?.

Ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı.

Ağrısız baş mezarda gerek.

Ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar.

Ağustosta gölge kovan zemheride karnın ovar.

Ağustosta yatanı, zemheride büvelek tutar.

Ağustosun yarısı yaz yarısı kıştır.

Ağzı eğri, gözü şaşı ensesinden belli olur.

Ağzına bir zeytin verir, altına (ardına) tulum tutar.

Ağzına vur, lokmasını al.

Ağzından hayır çıkmazsa bari şer söyleme.

Ağzını açacağına gözünü aç.

Ah alan onmaz.

Ah yerde kalmaz.

Ahbap kusuruna bakan ahbapsız kalır.

Ahlatın iyisini ayılar yer.

Ahlatın iyisini dağda ayılar yer.

Ahmağa yüz, abdala söz vermeye gelmez.

Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır.

Ahmak misafir ev sahibini ağırlar.

Ak akçe kara gün içindir.

Ak göt (don, bacak) kara göt (don, bacak) kara geçit başında (hamamda) belli olur.

Ak gün ağartır, kara gün karartır.

Ak köpeğin (itin) pamuk pazarına (pamuğa, pamukçuya) zararı vardır.

Ak koyunu gören içi dolu yağ sanır.

Ak koyunun kara kuzusu da olur.

Akacak kan damarda durmaz.

Akan su yosun tutmaz.

Akara kokara bakma çuvala girene bak.

Akarsu çukurunu kendi kazır.

Akarsu pislik tutmaz.

Akarsuya inanma, eloğluna dayanma.

Akçe akıl öğretir, don yürüyüş.

Akı karası geçitte belli olur.

Akıl adama sermayedir.

Akıl akıl, gel çengele takıl.

Akıl akıldan üstündür.

Akıl (göz) var, izan (mantık, yakın) var.

Akıl için yol (tarik) birdir.

Akil isen açma sırrın dostuna, çünkü dostun dostu vardır, o da söyler dostuna.

Akıl kişiye (adama) sermayedir.

Akıl olmayınca ne yapsın sakal?.

Akıl para ile satılmaz.

Akıl yaşta değil, baştadır.

Akıllar gelin olmuş, herkes kendininkini beğenmiş.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış.

Akıllı düşman akılsız dosttan hayırlıdır.

Akıllı düşününceye kadar deli çocuğunu (oğlunu) everir.

Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer.

Akıllı oğlan neyler ata malını, akılsız oğlan neyler ata malını.

Akıllı, sözünü akılsıza söyletir.

Akılsız başın cezasını (zahmetini) ayak çeker.

Akılsız köpeği (ahmak iti) yol kocatır.

Akın (beyazın) adı (var), karanın (esmerin) tadı (var).

Akla gelmeyen başa gelir.

Aklı başa yaş getirir.

Aklın yolu birdir.

Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama.

Aklınla rezil olursun, aklınla vezir olursun.

Akmasa da damlar.

Akraba ile ye, iç alışveriş etme.

Aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz.

Akşam ise yat, sabah ise git.

Akşam oldu kon, sabah oldu göç.

Akşama karşı gitme, tana karşı yatma.

Akşamın hayrından sabahın şerri iyidir (yeğdir).

Akşamın işini sabaha (yarına) bırakma.

Al aslan tutar, güç sıçan tutmaz.

Al elmaya taş atan çok olur.

Al giyen alınır.

Al gömlek gizlenmez.

Al ile aslan tutulur, güç ile sıçan (gücüğen) tutulmaz.

Al kaşağıyı gir ahıra, yarası (yağırı) olan gocunur (gocunsun).

Al malın iyisini, çekme kaygısını.

Ala keçi her vakit püsküllü oğlak doğurmaz.

Ala keçiyi gören içi dolu yağ sanır.

Alacağım olsun da alakargada olsun.

Alacakla verecek (borç) ödenmez.

Alakargada alacağım olsun, alamazsam gözümü oysun.

Alçacık eşeğe herkes biner.

Alçak eşek binmeye kolay, öksüz çocuk dövmeye kolay.

Alçak uçan yüce konar, yüce uçan (konan) alçak konar (uçar).

Alçak yer yiğidi hor gösterir.

Alçak yerde tepecik kendisini dağ sanır.

Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır.

Âleme verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı.

Âlemin ağzı torba değil ki büzesin.

Alet işler, el övünür.

Alıcı kuşun ömrü az olur.

Âlim unutmuş, kalem unutmamış.

Âlimden zalim doğar.

Alışmadık götte don durmaz.

Alışmış kudurmuştan beterdir.

Alışmış kursak bulamacını ister.

Allah bal mumu yakana bal mumu, yağ mumu yakana yağ mumu verir.

Allah bana, ben de sana.

Allah bilir ama kul da sezer.

Allah çam isteyene çam, mum isteyene mum verir.

Allah dağına göre kar verir.

Allah dokuzda verdiğini sekizde almaz.

Allah gümüş kapıyı kaparsa altın kapıyı açar.

Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış.

Allah kulundan geçmez.

Allah kulunu kısmeti ile yaratır.

Allah sabırlı kulunu sever.

Allah sağ gözü (eli) sol göze (ele) muhtaç etmesin.

Allah sevdiğine dert verir.

Allah uçamayan kuşa alçacık dal verir.

Allah verince kimin oğlu, kimin kızı demez.

Allah verirse el getirir, sel getirir, yel getirir.

Allah’a bir can borcu var.

Allah’ın bildiği kuldan saklanmaz.

Allah’ın ondurmadığını peygamber sopa ile kovar.

Alma alı, sat yağızı, bin doruya, besle kırı.

Alma mazlumun ahını çıkar, aheste aheste.

Almadan vermek allah’a mahsus.

Almadığın hayvanın kuyruğunu tutma.

Alna yazılan başa gelir.

Alt değirmen güçlü akar.

Altı aylık seyislikle kırk yıllık fışkı karıştırılmaz.

Altı olur, yedi olur, hep allah’ın dediği olur.

Altın adı pul oldu, kız adı dul oldu.

Altın anahtar her kapıyı açar.

Altın ateşte, insan mihnette belli olur.

Altın eli bıçak kesmez.

Altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur.

Altın pas tutmaz.

Altın tutsa toprak olur (altına yapışsa elinde bakır kesilir).

Altın yerde paslanmaz, taş yağmurdan ıslanmaz.

Altın yere düşmekle pul olmaz.

Altını saklamak değil, kuruşu saklamak hünerdir.

Altının kadrini sarraf bilir.

Altının kıymetini sarraf bilir.

Altta kalanın canı çıksın.

Aman diyene kılıç kalkmaz.

Amasya’nın bardağı, biri olmazsa biri daha.

Amcamla dayım, hepsinden aldım payım.

An beni bir kozla, o da çürük çıksın.

An iti, kap sopayı.

Ana gibi yâr olmaz, bağdat gibi diyar olmaz.

Ana ile kız, helva ile koz.

Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar.

Ana kızına taht kurmuş, baht kuramamış.

Analık fenalık (kara yamalık).

Anamın (babamın) öleceğini bilseydim kulağı dolu darıya satardım.

Anan güzel idi hani yeri, baban güzel idi hani evi.

Ananın bahtı kızına.

Ananın bastığı yavru (civciv) incinmez (ölmez).

Anasına bak, kızını al, kenarına (kıyısına, tarağına) bak, bezini al.

Anca beraber, kanca beraber.

Anlatışa göre verirler fetvayı.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

Ar dünyası değil, kâr dünyası.

Ar kadar eri olanın, dağ kadar yeri olur.

Ar yılı değil, kâr yılı.

Araba devrilince (kırıldıktan sonra, kırılınca) yol gösteren çok olur.

Araba ile tavşan avlanmaz.

Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer.

Aramakla bulunmaz.

Arayan mevla’sını da bulur, belasını da.

Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz.

Ardında yüz köpek havlamayan kurt, kurt sayılmaz.

Ardından sapan taşı yetişmez.

Arı bal alacak çiçeği bilir.

Arı bey olan kovana üşer.

Arı gibi eri olanın dağ kadar yeri olur.

Arı kızdıranı sokar.

Arı söğüdü, akıllı öğüdü sever.

Arife günü yalan söyleyenin (oruç yiyenin) bayram günü yüzü kara çıkar (olur).

Arığa su gelene kadar kurbağanın gözü patlar.

Arık ata kuyruğu da yüktür.

Arık etten yağlı tirit olmaz.

Arık öküze bıçak olmaz (çalınmaz).

Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim.

Arlı arından, huylu huyundan vazgeçmez.

Armudu soy ye, elmayı say ye.

Armudun iyisini (dağda) ayılar yer.

Armudun önü kirazın sonu.

Armut dalının dibine düşer.

Arpa eken buğday biçmez.

Arpa samanıyla, kömür dumanıyla.

Arpa unundan kadayıf olmaz.

Arpa verilmeyen at, kamçı zoruyla yürümez.

Arpacıya borç eden ahırını tez satar.

Arşın malı kantar ile satılmaz.

Arsız neden arlanır, çul da giyer sallanır.

Arsızın yüzüne tükürmüşler “yağmur yağıyor” demiş.

Arslan postunda gönül dostunda.

Arslanın adı çıkmış, çakallar baş keser.

Artık mal göz çıkarmaz.

Aş taşınca kepçeye paha olmaz.

Aş tuz ile, tuz oran ile.

Aşı pişiren yağ olur, gelinin yüzü ağ olur.

Âşığa bağdat sorulmaz.

Âşığa bağdat uzak (ırak) değil (gelmez).

Âşığın gözü kördür.

Âşık âlemi kör, dört yanını duvar sanır.

Aşık daima bey oturmaz.

Asıl azmaz, bal kokmaz.

Asil ile taş taşı, bedasıl ile yeme aşı.

Aşını, eşini, işini bil.

Aşk ağlatır, dert söyletir.

Aşk olmayınca meşk olmaz.

Aslan kocayınca sıçan deliği gözetir.

Aslan kükrerse atın ayağı kösteklenir.

Aslan postunda, gönül dostunda.

Aslan yatağından (yattığı yerden) bellidir (belli olur).

Aslını saklayan (inkâr eden) haramzadedir.

Astar bol olmayınca yüze gelmez.

Aşure yemeye giden kaşığını cebinde taşır.

At, adımına göre değil, adamına göre yürür.

At arıklıkla, yiğit gariplikle.

At at oluncaya kadar sahibi mat olur.

At beslenirken kız istenirken.

At binenin, kılıç kuşananın.

At binicisine (sahibine) göre kişner (eşinir).

At binicisini bilir (tanır).

At bulunur meydan bulunmaz, meydan bulunur at bulunmaz.

At görür aksar, su görür susar.

At ile avrat yiğidin bahtına.

At ölür, itlere bayram olur.

At ölür meydan (nalı) kalır, yiğit ölür şan (namı) kalır.

At olur, meydan olmaz (bulunmaz), meydan olur (bulunur), at olmaz (bulunmaz).

At var, meydan yok.

At yedi günde, it yediği günde (belli olur, semirir).

At yiğidin yoldaşıdır.

Ata arpa, yiğide pilav.

Ata binen nalını, mıhını arar.

Ata binersen allah’ı, attan inersen atı unutma.

Ata da soy gerek, ite de.

Ata dost gibi bakmalı, düşman gibi binmeli.

Ata dostu oğla mirastır.

Ata eyer gerek, eyere er gerek.

Ata malı mal olmaz, kendin kazanmak gerek.

Atalar çıkarayım der tahta, döner dolaşır gelir bahta.

Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar.

Atanın sanatı oğla mirastır.

Atasını tanımayan allah’ını tanımaz.

Ateş demekle ağız yanmaz.

Ateş düştüğü yeri yakar.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.

Ateş olsa cirmi kadar yer yakar.

Ateşle barut bir yerde durmaz (olmaz).

Atı atasıyla, katırı anasıyla.

Atılan ok geri dönmez.

Atım tepmez, itim kapmaz deme.

Atın bahtsızı arabaya düşer.

Atın dorusu, yiğidin delisi.

Atın ölümü arpadan olsun.

Atın tepmezi, itin kapmazı olmaz.

Atın ürkeği, yiğidin korkağı.

Atın varken yol tanı, ağan varken el tanı.

Atına bakan ardına bakmaz.

Atlar nallanırken kurbağalar ayak uzatmaz.

Atlar tepişir, arada eşekler ezilir.

Atlıya saat olmaz.

Atta, avratta uğur vardır.

Atta karın, yiğitte burun.

Attan düşene yorgan döşek, eşekten düşene kazma kürek.

Av avlanmış, tav tavlanmış.

Av avlayanın, kemer bağlayanın.

Av köpeği avdan kalmaz.

Av vuranın değil, alanın.

Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz.

Ava giden avlanır.

Avcı ne kadar hile (al) bilse ayı o kadar yol bilir.

Avradı eri saklar, peyniri deri.

Avrat (kadın) malı, kapı mandalı.

Avrat tuz dedi mi ciğeri cız der.

Avrat var, arpa unundan aş yapar avrat var, buğday unundan keş yapar.

Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar.

Ay ayakta çoban yatakta, ay yatakta çoban ayakta.

Ay aydın, hesap belli.

Ay görmüşün yıldıza minneti (itibarı) yoktur.

Ay (gün) var yılı besler, yıl var ayı (günü) beslemez.

Ay ışığında ceviz silkilmez.

Ayağa değmedik taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.

Ayağı yürüten baştır.

Ayağında donu yok, fesleğen ister (takar) başına.

Ayağını sıcak tut, başını serin gönlünü ferah tut, düşünme derin.

Ayağını yorganına göre uzat.

Ayağının bastığı yerde ot bitmez.

Ayak almadık taş olmaz, başa gelmedik iş olmaz.

Ayaz paşa kol geziyor.

Ayı gördüm, yıldıza itibarım (minnetim) yok.

Ayı görmeden bayram etme.

Ayı sevdiği yavrusunu hırpalar.

Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne.

Ayıpsız yâr arayan (dost isteyen), yârsız (dostsuz) kalır.

Ayıyı (maymunu) fırına (ateşe) atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış.

Ayyar tilki art ayağından tutulur.

Az ateş çok odunu yakar.

Az el aş kotarır, çok el iş kotarır.

Az eli aşta gör, çok eli işte gör.

Az kaz, uz kaz, boyunca kaz.

Az olsun, uz (öz) olsun.

Az söyle çok dinle.

Az tamah çok ziyan getirir.

Az veren candan, çok veren maldan.

Az yiyen az uyur, çok yiyen güç uyur.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz.

Aza sormuşlar: “nereye?”, “çoğun yanına” demiş.

Azan kurda kızan köpek.

Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez.

Azıcık aşım, ağrısız (kaygısız) başım.

Azıksız yola çıkanın gözü el torbasında kalır.

Azmış kudurmuştan beterdir.

Azrail gelince oğul, uşak sormaz.

Makale bilgileri.

Yazar: BB Yazar

Okunma sayısı: 13

Yayın tarihi: 17 Aralık 2017 12:12:18

Güncelleme tarihi: 10 Kasım 2019 06:11:29

Kategoriler: Atasözleri