Bir Bilgi
Ana sayfa » Deyimler » A Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

A Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

ağız (ağzını) açmak : 1) konuşmaya başlamak 2) kesici aletleri keskin duruma getirmek 3) ağır sözler söylemeye başlamak 4) azarlamak, paylamak. Örnek Kullanım : Aman efendim, bendenize bir ağız açtılar, donakalmışım. -M. Ş. Esendal. 5) alık alık bakmak.

ağız açtırmamak : çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak. Örnek Kullanım : Yusuf Efendi biçareye ağız açtırmıyordu.

ağız ağıza vermek (konuşmak) : iki kişi birbirine pek yakın durarak başkaları işitmeyecek bir biçimde konuşmak. Örnek Kullanım : Tenha köşelerde ağız ağıza konuşurken yanlarına biri gelecek olursa hemen susuyorlardı. -R. N. Güntekin.

ağız aramak (yoklamak) : öğrenmek istenilen şeyi söyletecek yolda dil kullanmak.

ağız birliği etmek : bir konuda anlaşarak aynı biçimde konuşmak, söz birliği etmek.

ağız burun birbirine karışmak : 1) dayak sonucunda yüz yara bere içinde kalmak 2) yüzde aşırı öfke, üzüntü, yorgunluk vb. durumların izleri görünmek.

ağız değiştirmek : önce söylediğini başka türlü anlatmak. Örnek Kullanım : Gelgelelim Akif, Berlin’e gidip de oradaki kahveleri gördüğü vakit ağız değiştirmek zorunda kalır. -S. Birsel.

ağız dil vermemek : konuşmamak, susmak.

ağız etmek : yaranmak için kibar konuşmaya çalışmak. Örnek Kullanım : Kolonya dökmekten, şeker tutmaktan iyi gözükeceğim diye ağız etmekten yoruldu. -L. Tekin.

ağız kalabalığına getirmek : 1) birini gereksiz sözlerle şaşırtmak 2) ilgisiz sözler söyleyerek asıl konudan uzaklaştırmak.

ağız kullanmak : duruma, ortama göre söz söylemek. Örnek Kullanım : Ben nasıl ağız kullanıyorsam sen de o yolda konuş.

ağız satmak : yüksekten atarak kendini övmek.

ağız tamburası çalmak : 1) sözle avutmaya, oyalamaya çalışmak 2) soğuktan dişleri birbirine çarpmak, çenesi titremek.

ağız yapmak : birini kandırmak, yanıltmak amacıyla duygularını, düşüncelerini olduğundan başka türlü gösterecek biçimde konuşmak. Örnek Kullanım : Kaçacağım, tövbeler olsun, bir fırsatını bulayım diye ağız yaptı. -M. Ş. Esendal.

ağız yaymak : açık ve dürüst konuşmaktan kaçınmak.

ağızda dağılmak : genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak.

ağızda sakız gibi çiğnemek : bir söz veya düşünceyi sık sık tekrarlayıp durmak.

ağızdan ağıza dolaşmak (geçmek) : bir söz herkes arasında söylenilmek. Örnek Kullanım : Gazeteye yansıyan haber ağızdan ağıza geçerken açıklığını hemen hemen tamamen kaybetmiştir. -Halikarnas Balıkçısı.

Yorum ekle

BBEditör