A Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

allame kesilmek : allamelik taslamak.

allamelik taslamak : bilgisiz olduğu hâlde her şeyi bilir görünmek.

alnı açık yüzü ak : çekinecek hiçbir durumu veya ayıbı olmayan.

alnına kara sürmek : bir kimsenin haksız yere kötü tanınmasına yol açmak.

alnında yazılmış olmak : bir olayın, kişinin başına gelmesini Allah yazmış olmak.

alnından öpmek : beğenmek, takdir etmek.

alnının akıyla : ayıplanacak bir duruma düşmeden, şerefiyle başarı göstermiş olarak. Örnek Kullanım : ?Bütün savaşlardan alnının akıyla çıkmış bir denizci. Hiç yenik düşmemiş.? -Z. Selimoğlu.

alnının kara yazısı : kötü kaderi, kötü talihi. Örnek Kullanım : ?Alnımın ne kara yazısı varmış.? -H. R. Gürpınar.

alt alta üst üste : birbirleriyle itişir kakışır durumda. Örnek Kullanım : ?Alt alta üst üste boğuşmaya başladık.? -H. R. Gürpınar.

alt çenesi oynamak : rüşvet alıp yemek.

alt etmek : üstünlük sağlamak, yenmek. Örnek Kullanım : ?Sanatı kendi şartları, kendi ölçüleri içinde alt etmeye yanaşmadıkça gerçek sanatkâr olmaya imkân yok.? -O. V. Kanık.

alt olmak : yenilmek.

alt perdeden konuşmak : hafif sesle yavaş konuşmak. Örnek Kullanım : ?Gözlerini süze süze alt perdeden, tane tane konuşur.? -K. Korcan.

alt yanı çıkmaz sokak : sonu gelmeyen, sonuç alınamayan işler için söylenen bir söz.

altı alay üstü kalay : içi, dışı gibi özenilmiş olmayan şeyler için söylenen bir söz.

altı karış beberuhi : alay kısa boylu kimse.

altı kaval, üstü şişhane (şeşhane) : giysilerini birbirine uygun düşüremeyen, yakıştıramayanlar için söylenen bir söz.

altıdan yemek : hastanelerde perhizi olmayan hastalara verilen tam yemek.

altın adını bakır etmek : kötü işler yaparak temiz ve parlak ününü karartmak.

altın çağını yaşamak : en başarılı, en verimli döneminde bulunmak.

altın gibi : 1) altına benzeyen 2) mec. değerli, kıymetli 3) mec. saf.

altın kesmek : çok para kazanır olmak.

altın leğene kan kusmak : varlık içinde hastalık veya sıkıntı çekerek yaşamak.

altın top gibi : güzel ve tombul (çocuk).

altın yumurtlayan tavuk : 1) mesleği, sanatı, parası olan, gelirli kimse 2) turist.

altın yürekli olmak : çok iyi niyetli, merhametli olmak. Örnek Kullanım : ?O kadar fazla altın yürekli olacağına bir parça daha zarif ve cazibeli bir adam olsaydı.? -R. N. Güntekin.

altına etmek (kaçırmak) : 1) yatağına veya donuna işemek 2) mec. çok korkmak.

altına imza koymak : konuyu veya anlaşmayı kabul ettiğini belirtmek. Örnek Kullanım : ?İlgili sözleşmelerin altına imzamızı koyarken bu imzaya sadık kalma konusunda ne ölçüde niyetliydik?? -A. Cemal.

altında kalmamak : karşılığını vermek, gördüğü iyilik veya kötülüğü karşılıksız bırakmamak.

altından çapanoğlu çıkmak : girişilen işte başa dert olacak bir durumla karşılaşmak. Örnek Kullanım : ?Kısa kesmekten yanaydı ama paraları uzatsa altından bir çapanoğlu çıkar mıydı?? -O. Kemal.

altından girip üstünden çıkmak : 1) malı, parayı düşüncesizce harcayıp tüketmek. Örnek Kullanım : ?Babasından kalan servetin altından girip üstünden çıkmıştı.? -R. N. Güntekin. 2) ne yapıp edip istediğini yaptırmak 3) halletmek 4) karıştırmak.

altından kalkamamak : 1) bir işi başaramamak, becerememek, üstesinden gelememek. Örnek Kullanım : Bu işin altından kolay kolay kalkamaz. 2) mec. kendini savunamamak. Örnek Kullanım : Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler.

altını çizmek : bir sözün önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak.

altını üstüne getirmek : 1) bir şey bulmak için aramadık yer bırakmamak 2) söz veya tutumuyla çevreyi birbirine düşürmek, karmakarışık etmek. Örnek Kullanım : ?İnsanın gözü bir şey görmedi mi dünyanın altını üstüne getirmeli.? -Z. Selimoğlu.

altmışaltıya bağlamak : geçici bir çözümle durumu kurtarmış görünmek.

altta kalmak : 1) herhangi bir iyiliğin karşılığını ödeyememek 2) herhangi bir çatışmada, çekişmede yenilmek.

altta yok üstte yok : yoksul, fakir.

alttan almak : sert konuşan bir kimseye yumuşak bir dil kullanmak, aşağıdan almak. Örnek Kullanım : ?Adam hiç alttan almıyor, o da ona veryansın ediyor.? -E. Şafak.

alttan güreşmek : gizli gizli yenme yollarını kollamak.

altüst etmek : 1) alt yüzünü üst yüzüne getirmek 2) çok karışık duruma getirmek, düzenini bozmak. Örnek Kullanım : ?Ama tutkunluklarımız yapraklara benzer, en hafif bir rüzgâr altüst edebilir onları.? -C. Meriç. 3) yıkmak, harap etmek. Örnek Kullanım : Deprem köyü altüst etti. 4) huzursuz et

altüst olmak : 1) çok karışık duruma gelmek 2) üzülmek, tedirgin olmak, yıkılmak. Örnek Kullanım : ?Tasarısı birdenbire altüst olan insanlar gibi bakınıyordu.? -İ. H. Baltacıoğlu. 3) rahatsızlanmak. Örnek Kullanım : Yediğim yemekten midem altüst oldu.

Makaleyi paylaşmak ister misin?
Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak diğer insanların faydalanmasını sağlayabilirsiniz.

Makale bilgileri.

Yazar: BB Yazar

Okunma sayısı: 161

Yayın tarihi: 19 Eylül 2019 04:09:29

Güncelleme tarihi: 14 Ocak 2020 04:01:57

Kategoriler: Deyimler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir