A Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

ardı arası kesilmemek : aralıksız olarak gelmek. Örnek Kullanım : ?Olayların ardı arası kesilmez. Hepsi birbirini kovalar.? -N. F. Kısakürek.

ardı kesilmemek : arkası gelmemek, tükenmemek. Örnek Kullanım : Gidiş gelişin ardı hiç kesilmiyor.

ardından atlı kovalamak : arkasından atlı kovalamak.

ardından gitmek : 1) peşine takılmak 2) mec. aynı düşünceye sahip olmak.

ardını almak (getirmek) : bitirmek, tamamlamak.

ardını bırakmamak : peşini bırakmamak.

ardını kesmek : arkasını getirmemek, önlemek, son vermek, durdurmak.

arı gibi : 1) çok çalışkan 2) hızlı ve sürekli bir biçimde. Örnek Kullanım : ?Gürültü etmeden, iz bırakmadan, hadise çıkarmadan çalışıyorlar, arılar gibi.? -E. M. Karakurt.

arı kovanı gibi işlemek : bir yerin gireni çıkanı çok olmak.

arık çekmek : tıkanan, bozulan arkları temizleyip açmak. Örnek Kullanım : ?Beş gün belinin, kollarının ağrısını duymadan Binnaz’ın önü sıra arık çekti.? -N. Cumalı.

arına dokunmak : utanç duymak. Örnek Kullanım : ?Hele meydanı hasımlarına bırakmak arıma dokunuyor.? -R. H. Karay.

arının yuvasına kazık (çöp) dürtmek : tehlikeli kişiyi kışkırtmak.

arif olan anlar (anlasın) : herkesin anlayacağı kadar açık söylenmeyen bir sözün gerçek anlamını kavrayanlar için söylenen bir söz.

arifeyi gösterip bayramı göstermemek : bir işi sonuna kadar başarılı götürüp, sonunda olumlu sonuca ulaşamamak.

arka (geri) planda kalmak : 1) gözden düşmek 2) önemini yitirmek, değersizleşmek.

arka arkaya vermek : birbirini korumak için birleşmek, destek olmak, dayanışmak.

arka bulmak : bir koruyucu, kayırıcı bulmak.

arka çıkmak : bir kimseyi başkalarına karşı korumak, kayırmak. Örnek Kullanım : Annesi arka çıktı da çocuğu dayaktan kurtardı.

arka kapıdan çıkmak : okuldan başarısızlık nedeniyle ayrılmak.

arka olmak : maddi veya manevi yönden destek olmak.

arka plana kaymak : 1) gözden düşmek. Örnek Kullanım : ?Bu üslubu ve bakış açısı yüzünden arka plana kaymış.? -T. Buğra. 2) önemini yitirmek, değersizleşmek.

arka vermek : 1) desteklemek. Örnek Kullanım : ?Sen ona arka vermesen o bize böyle sırtarmazdı.? -O. Kemal. 2) dayamak.

arkada kalmak : 1) geriden gelmek, geride kalmak 2) değerce ileride olanların arkasında kalmak, ileri gidememek.

arkadan söylemek : kendisi bulunmadığı bir yerde bir kimseyi çekiştirmek, dedikodusunu yapmak.

arkadan vurmak : bir kimse kendisine güvenen ve inanan birine gizlice kötülük etmek.

arkadaş değil, arka taşı : zarar veren arkadaş için söylenen bir söz.

arkası alınmak : sona erdirilmek, bitirilmek, bir yerde durdurulmak. Örnek Kullanım : Kaçakçılığın arkası alındı.

arkası olmamak : kayıracak kimsesi olmamak.

arkası yere gelmemek : sırtı yere gelmemek.

arkasına (bile) bakmadan gitmek (kaçmak) : arkada kalanlarla ilgilenmeden bir yerden hızlıca ayrılmak. Örnek Kullanım : ?O kadar korktular, o kadar pıstılar ki arkalarına bile bakmadan kaçmaya başladılar.? -İ. O. Anar.

arkasına almak : 1) sırtına yüklemek, taşımak 2) mec. desteğini sağlamak.

arkasında dolaşmak (gezmek) : bir işi yaptırmak için ilgili veya yetkili bir kimsenin uğradığı yerlere giderek görüşme fırsatı aramak.

arkasında yumurta küfesi yok ya! (olmamak) : sırtında yumurta küfesi yok ya!

arkasından atlı kovalamak : bir işi gereksiz bir telaşla yapmak.

arkasından atmak (konuşmak) : dedikodusunu yapmak.

arkasından koşmak : 1) iş yaptırmak için birinin arzusunu kollamak, görüşme fırsatı aramak 2) birine çok ilgi duymak.

arkasından sürüklemek : arkasından gelmesini sağlamak.

arkasından teneke çalmak : tenekeye sopa vb. ile vurarak giden bir kişiye hakaret etmek.

arkasından zil takıp oynamak : birinin bir yerden ayrılmasına veya bir işte başarısızlığa uğramasına çok sevinmek.

arkasını (bir şeye) vermek : dönmek. Örnek Kullanım : Ateşe arkasını verdi.

arkasını (birine) vermek : birinin koruyuculuğuna güvenmek.

arkasını almak : bir işi tamamlamak.

arkasını bırakmak : peşini bırakmak.

arkasını getirememek : başladığı bir işi sürdürüp sona erdirememek.

arkasını sağlama almak : bir işe başlarken çok güçlü bir destek bulmuş olmak.

arkaya bırakmak (koymak) : sonraya, başka zamana bırakmak, ertelemek.

arkaya kalmak : geride kalmak, sonraya kalmak, geriden gelmek.

arma donatmak : den. armayı yerli yerine koymak.

arma soymak : den. hareketli olan armayı, limanda kışlamak, yağmur ve kardan korumak amacıyla bir süre için sökmek.

arma uçurmak (budatmak) : den. armayı rüzgâra kaptırmak.

armudun sapı var, üzümün (kirazın) çöpü var demek : her şeye kusur bulmak, hiçbir şeyi beğenmemek.

armut gibi : çok anlayışsız, bön.

armut piş ağzıma düş! : bir işe emek harcamaksızın onun kendiliğinden olmasını bekleyenlerin durumunu anlatan bir söz.

arpa ektim, darı çıktı : ters sonuç veren işler için söylenen bir söz.

arpacı kumrusu gibi düşünmek : içinde bulunduğu sorunu nasıl çözeceğini uzun uzun düşünmek. Örnek Kullanım : ?Bak, o şoförün yanında arpacı kumrusu gibi düşünen maarif müdürü beye.? -R. N. Güntekin.

arpalık yapmak : bir kaynaktan sürekli olarak çıkar sağlamak.

arpası çok gelmek : coşmak, azmak, kudurmak.

art eteğinde namaz kılmak : çok temiz huylu olmak.

artist gibi : boylu boslu, güzel ve alımlı, yakışıklı (kimse).

arzu duymak : birine veya bir şeye karşı istek duymak.

arzuhâl gibi (kadar) : çok uzun (mektup).

arzusu kalmak : isteği yerine gelmemek, hevesini alamamak. Örnek Kullanım : ?Arzum kaldı toprağında taşında? -Halk türküsü.

asabına dokunmak : sinirine dokunmak. Örnek Kullanım : ?Bombardımanlar asabıma dokunuyordu, sakin bir yere kaçmak istiyordum.? -R. H. Karay.

asayiş berkemal : güvenliğin yerinde olduğunu anlatan bir söz. Örnek Kullanım : ?Efendiler, mühim bir şey yok yahu!.. Asayiş berkemaldir.? -N. Hikmet.

asıda olmak (kalmak) : bir işe son verilmeyip öylece bırakılmış olmak. Örnek Kullanım : Bu iş bundan fazla asıda kalamaz.

asıp kesmek : işbaşında bulunan bir kimse yasayı çiğneyerek sert davranmak.

asker gibi : disiplinli, düzgün.

askıda bırakmak : sonuca vardırmamak.

askıda kalmak : bir iş bir engel dolayısıyla sonuca varamamak.

askıya almak : 1) altı boşalıp desteği kalmayan yapıyı dikmelerle boşlukta tutarak yıkılmaktan kurtarmak 2) oturmuş veya batmış bir gemiyi yüzdürmek için başka teknelere asarak kaldırmak 3) mec. bir işi zamanında yapmayıp belirsiz bir zamana bırakmak, savsaklamak.

askıya çıkarmak : evlenecek kimselerin durumunu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan etmek.

askıya çıkmak : 1) ipek böceği koza sarmak üzere dallara çıkmak 2) evlenecek kimselerin durumu nüfus kayıtlarının bulunduğu yerde askı yoluyla ilan edilmek.

aslan gibi : 1) boylu boslu, güçlü ve yakışıklı 2) sağlığı yerinde.

aslan kesilmek : aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek.

aslı astarı olmamak : gerçekliği, doğruluğu bulunmamak.

aslı çıkmak : gerçek olduğu anlaşılmak, gerçek olduğu ortaya çıkmak. Örnek Kullanım : Söylenenlerin aslı çıkarsa güç duruma düşecek.

aslı faslı olmamak : gerçekliği, doğruluğu bulunmamak. Örnek Kullanım : ?Birtakım aslı faslı olmayan ağrılar yaratan sıtma mikrobu gibi sinsi bir yorgunluk vardı.? -S. F. Abasıyanık.

aslı faslı yok : yalan, uydurma.

aslına bakarsan : ?doğruyu, gerçeği ararsan? anlamında kullanılan bir söz. Örnek Kullanım : ?Ömrü savaş içinde geçer insanın, aslına bakarsan ekmeğini topraktan çıkarmak için.? -A. Erhat.

astarı yüzünden pahalı olmak (pahalıya gelmek) : bir işin ayrıntılarına harcanılan para veya emek, elde edilen sonucun değerini aşmak.

astığı astık, kestiği kestik : acımasız, çok sert veya istediği gibi davranan kimse.

Makaleyi paylaşmak ister misin?
Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak diğer insanların faydalanmasını sağlayabilirsiniz.

Makale bilgileri.

Yazar: BB Yazar

Okunma sayısı: 161

Yayın tarihi: 19 Eylül 2019 04:09:29

Güncelleme tarihi: 14 Ocak 2020 04:01:57

Kategoriler: Deyimler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir