Bir Bilgi » Atasözleri » D harfi ile başlayan atasözleri

D harfi ile başlayan atasözleri

Dağ ardında olsun da, yer altında olmasın.

Dağ başına harman yapma, savurursun yel için sel önüne değirmen yapma, öğütürsün sel için.

Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir.

Dağ başından duman eksik olmaz.

Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz.

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur.

Dağ doğura doğura bir fare doğurmuş.

Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar.

Dağ, ovanın süt anasıdır.

Dağ yürümezse abdal yürür.

Dağda bağın var, yüreğinde dağın var.

Dağda gez belde gez, insafı elden bırakma.

Daha iyisi can sağlığı.

Dalmasını bilmeyen ördek, kıçından dalar.

Dam dolusu tükenmiş, damlayan tükenmemiş.

Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı.

Dam yandı, içindeki sıçan da (birlikte) yandı.

Damdan düşen damdan düşenin hâlinden (hâlini) bilir.

Damlaya damlaya göl olur.

Danışan dağı aşmış, danışmayan düz yolda şaşmış.

Danışan dağı aşmış, danışmayanın yolu şaşmış.

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.

Davacın kadı olursa yardımcın allah olsun.

Davacısı kadı olanın yardımcısı allah olsun.

Davetsiz gelen döşeksiz oturur.

Davetsiz yere kedilerle köpekler gider.

Davul birinin boynunda, tokmak bir başkasının elinde.

Davul dengi dengine diye çalar.

Davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir.

Dayak cennetten çıkmıştır.

Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer.

Dede (dedesi) koruk yer, torununun dişi kamaşır.

Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan.

Değirmen taşının altından diri çıkar.

Değirmenden gelenden poğaça umarlar.

Değirmene gelen nöbet bekler.

Değirmenin suyu nereden geliyor?.

Değirmi yurt tutmaya değirmi göt ister.

Değme sarhoşa yıkılana kadar gitsin.

Deli arlanmaz, soyu arlanır.

Deli deli akanı bura bura tıkarlar.

Deli deliden hoşlanır, imam ölüden.

Deli deliyi görünce çomağını (değneğini) saklar (gizler).

Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun.

Deli ile çıkma yola, başına getirir bela.

Deli kız düğün etmiş, kendi baş sedire geçmiş.

Deliden al uslu haberi.

Delik büyük, yama küçük.

Delikli boncuk (taş) yerde kalmaz.

Delilsiz cennete bile girilmez.

Deliye bal tattırmışlar, çarşıda katran bırakmamış.

Deliye göre her gün bayram.

Deliye her gün bayram.

Deliye taş atma, başını yarar.

Demir ıslanmaz, deli uslanmaz.

Demir nemden, insan gamdan çürür.

Demir tavında, dilber çağında.

Demir tavında dövülür.

Demiri tavında dövmeli.

Deniz dalgasız olmaz, gönül sevdasız olmaz.

Deniz dalgasız olmaz, kapı halkasız.

Deniz kenarında dalga eksik olmaz.

Denizdeki balığın bini bir paraya.

Denizdeki balığın pazarı (pazarlığı) olmaz.

Denize düşen yılana (yosuna) sarılır.

Derdi veren devasını da verir.

Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen.

Derdini söylemeyen (saklayan) derman bulamaz.

Derede tarla sel için, tepede harman yel için.

Dereyi (çayı, ırmağı) geçerken at değiştirilmez.

Dert ağlatır, aşk söyletir.

Dert, çekene göredir.

Dert gider amma yeri boş kalmaz.

Dert gitmez, değişir.

Dertsiz baş (kul) olmaz.

Dertsiz baş terkide gerek.

Dervişe “bağdat’ta pilav var” demişler, “yalan değilse ırak değil” demiş.

Dervişin fikri ne ise zikri de odur.

Destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar.

Destursuz bağa girenin yediği sopayı mevla bilir.

Deve bir akçeye, deve bin akçeye.

Deve boynuz ararken kulaktan olmuş.

Deve büyüktür amma beşini bir eşek yeder.

Deve deve yerine çöker.

Deve kâbe’ye gitmekle hacı olmaz.

Deve yerine deve çöker.

Deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı.

Deveci ile konuşan kapısını büyük açar.

Deveden büyük fil var.

Devenin derisi eşeğe yük olur.

Deveye “inişi mi seversin, yokuşu mu?” demişler “düz yere mi (düze kıran mı) girdi?” demiş.

Deveye bindikten sonra çalı ardına gizlenilmez.

Deveye burç gerek olursa boynunu uzatır.

Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.

Devlet adama ayağıyla gelmez.

Devlet oğul, mal tahıl, mülk değirmen.

Devletin malı deniz, yemeyen domuz.

Devletli gözü perdeli olur.

Devletli ile deli bildiğini işler.

Devletli yanını kaşısa yoksul para verecek sanır.

Devletliye dokun geç, fukaradan sakın geç.

Dibi görünmeyen sudan geçme.

Dibi görünmeyen tastan su içme.

Dibi kırmızı mumla (bal mumuyla) mı çağırdım.

Diken battığı yerden çıkar.

Dikensiz gül olmaz.

Dil ebsem (olsa) baş esen (esendir).

Dilden gelen elden gelse, her fukara padişah olur.

Dile gelen ele gelir.

Dilenci bir olsa şekerle beslenir.

Dilencinin torbası dolmaz.

Dilenciye borçlu olma, ya düğünde ister ya bayramda.

Dilenciye hıyar vermişler de eğri diye beğenmemiş.

Dili olsa da söylese (anlatsa).

Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma geleni senden bileyim.

Dilin cirmi küçük, cürmü büyük.

Dilin kemiği yok.

Dilini eşek arısı soksun.

Dille düğümlenen, dişle çözülmez.

Dilsizin dilinden anası anlar.

Dinsizin hakkından imansız gelir.

Dipsiz kile, boş ambar.

Dışı eli yakar, içi beni yakar.

Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez.

Dişi yalanmazsa erkek dolanmaz.

Doğan anası olma, doğuran anası ol.

Doğmadık çocuğa don biçilmez.

Doğru bilinmeyince eğri bilinmez.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.

Doğru söyleyenin bir ayağı üzengide gerek.

Doğru söyleyenin tepesi delik olur.

Doğru söz acıdır.

Doğru söz yemin istemez.

Doğruluk minarede kalmış onun da içi eğri.

Doğrunun yardımcısı allah’tır.

Doğuran avrat azrail’i yenmiş.

Dökme su ile değirmen dönmez.

Dokuz at bir kazığa bağlanmaz.

Domuz derisi post olmaz eski düşman dost olmaz.

Domuzdan toklu çıkmaz (doğmaz).

Domuzun kuyruğunu kes yine domuz.

Donsuzun gönlünden dokuz top bez geçer.

Dört göz bir evlat için.

Dost acı söyler.

Dost ağlatır, düşman güldürür.

Dost (akraba) ile ye, iç, alışveriş etme.

Dost başa, düşman ayağa bakar.

Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur.

Dost dostun ayıbını yüzüne söyler.

Dost dostun eyerlenmiş atıdır.

Dost (iyi dost) kara günde belli olur.

Dost sözü acıdır.

Dostluk başka, alışveriş başka.

Dostluk kantarla, alışveriş (hesap) miskalle.

Dostluk okkayla, alışveriş dirhemle.

Dostun attığı taş baş yarmaz.

Düğün aşıyla dost ağırlanmaz.

Düğün olur iki kişiye, kaygısı düşer deli komşuya.

Düğünü okuyucu boklar.

Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz.

Dün cin olmuş, bugün adam çarpıyor.

Dün öleni dün gömerler.

Dünya bir, işi bin.

Dünya malı dünyada kalır.

Dünya ölümlü, gün akşamlı.

Dünya süleyman’a bile kalmamış.

Dünya tükenir, yalan tükenmez.

Dünya yıkılsa umurunda değil.

Dünyada tasasız baş bostan korkuluğunda bulunur.

Dünyanın ucu uzundur.

Dünyayı sel bassa ördeğe vız gelir.

Durdu durdu, turnayı gözünden vurdu.

Düş uykudan sonra olur (gelir).

Düşenin dostu olmaz hele bir düş de gör.

Düşenin dostu olmaz.

Düşman düşmana gazel (yasin) okumaz.

Düşmana yarak (silah) gerek, ya düşmandan ırak gerek.

Düşmanın karınca ise de hor bakma.

Düşmanın karınca olsa kendini merdane tut.

Düşmez kalkmaz bir allah.

Düşün düşün, boktur işin.

Düt demeye dudak gerek (ister).

Dut kurusu ile yâr sevilmez.

Dut yaprağı açtı, soyun döktü giyin.

Duvarı nem, insanı gam yıkar.

Makale bilgileri.

Yazar: BB Yazar

Okunma sayısı: 2

Yayın tarihi: 17 Aralık 2017 12:12:06

Güncelleme tarihi: 10 Kasım 2019 06:11:36

Kategoriler: Atasözleri