Ana sayfa » Atasözleri ve Kısa Anlamları » E Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

E Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

E Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

E harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamaları ile birlikte bu yazımızda.


Ecel geldi cihana, baş ağrısı bahane : Herkesin ölümü için bir sebep vardır.

Ecele çare bulunmaz : Ölüm dışında, çaresiz gibi görünen her güç işin bir çıkar yolu vardır.

Eceli gelen (yaklaşan) köpek cami (mescit) duvarına (avlusuna) siyer (işer) : Herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.

Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır : Herkesin üzerine titrediği, kutsal saydığı şeyi kötüleyen, bozan kimse mutlaka kötü bir sonuçla karşılaşır.

Edebi edepsizden öğren : Edepsizin yaptığı işlerin yapılmaması gereken işler olduğunu düşünmekle doğru yolu bulmuş, böylece edebi edepsizden öğrenmiş olursun.

Eden bulur, inleyen ölür : Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Efendim nerede, ben nerede? : Ben ne diyorum, siz ne diyorsunuz.

Eğilen baş kesilmez : Kusurunu anlayıp özür dileyen kişi bağışlanmalıdır.

Eğreti ata binen tez iner : Ödünç alınmış araçlarla girişilen işler çok kez yürütülemez.

Eğreti kuyruk tez kopar : Temeli olmayan işlere güvenilmez.

Eğri düzü beğenmez, bu da bizi beğenmez : Hiçbir şeyi beğenmeyenlerin de kusurları vardır.

Eğriye eğri doğruya doğru : Gerçek neyse aynen belirtilmelidir.

Eğri oturup doğru konuşalım : Birisine karşı tutumumuz ne olursa olsun doğruyu söylemeliyiz.

Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını : Bir girişimden iyi sonuç almak isteyen, o işin temelini sağlam kurmalıdır.

Eken biçer, konan göçer : Her davranış doğal sonucuna varır emek verip ekin eken ürün alır, gezerken bir yerde konaklayan oradan kalkarak başka bir yere gider.

Ekmeden biçilmez : Emek vermeden beklenen bir sonuca erişilmez.

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver : Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.

Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur : Verimin bol olması, kullanılan malzemenin bol olmasına bağlıdır.

Ekmeğini ekmekçiye ver, yarısını yerse helal olsun : Verilecek ücret ne kadar çok olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.

Ekmek aslanın ağzında : Geçim sağlayacak bir iş bulmak ve para kazanmak kolay değildir.

Ekmek istemez su istemez : Hiçbir masrafı yoktur.

Ekmekle oynayanın ekmeğiyle oynanır : İnsanların kazançlarına, rızıklarına engel olanlara bir gün aynı şeyler yapılır.

Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil : İyi nitelikli işler kullanılan araç elverişsiz de olsa kolaylıkla yürütülebilir ama her iş elverişsiz araçla yürütülemez.

Ekşi yemedim ki karnım ağrısın : Suç işlemedim ki korkayım.

Ekşi yüzlünün balı acı olur : İstemeden iyilik yapan kişi karşısındakini de hoşnut edemez.

El ağzına bakan, karısını tez boşar : Kişi, özel hayatı ile ilgili ciddi konularda başkasının düşüncesiyle değil kendi düşünceleriyle karar vermelidir.

El beğenmezse yer beğensin : Çocuğun öldüğünde iyi anılması, yaşarken de beğenilir bir kişi olması için anne baba çocuklarının eğitimine çok önem vermelidir.

El el ile, değirmen yel ile : İnsanlar bir araya gelmeden yaşayamazlar, birbirlerine yardım etmeden başarıya ulaşamazlar değirmenin çalışabilmesi için rüzgâr gereklidir.

El el üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : Her şey birbirinin üstüne konulamaz, birbiriyle birleştirilemez.

El elden kalmaz, dil dilden kalmaz : Bir kişi başkasına vurursa o da ona vurur, başkasına kötü söz söylerse diğeri de kendisine kötü söz söyler.

El elden üstündür (ta arşa kadar) : Bir kimse, kendisinden üstün bir başkasının da olabileceğini bilmelidir.

El eli yıkar, iki el yüzü : Bir kişi başka bir kişiye yardım ederse o da bu iyiliğin altında kalmaz, güçlenmiş olarak yardımlara koşar.

El elin aynasıdır : Kişi kendi özelliklerini zaman zaman yabancıdan öğrenir.

El elin eşeğini türkü çağırarak arar : İnsanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.

El elin eşeğini yırlaya yırlaya, kendi eşeğini terleye terleye arar : İnsanın kendi sıkıntı ve sorunlarına başkaları gereken önemi vermez, gerektiği kadar ilgilenmez.

El elin nesine, gülerek gider yasına : Bir kimsenin acısı, başkalarının umurunda değildir.

El eliyle yılan tut, onu da yalan tut : Kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

El eliyle yılan tutan, yarısını yalan tutar : Kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

El eliyle yılan tutulur : Kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

El ermez, güç yetmez : Bir iş karşısındaki güçsüzlüğü anlatmak için kullanılan bir söz.

El için ağlayan gözden olur : Başkası için yapılacak fedakârlığın bir sınırı vardır.

El için kuyu kazan, evvela kendisi düşer : Başkasına tuzak hazırlayan kimse, bu tuzağa ondan önce kendisi düşer.

El için yanma nâra, yak çubuğunu bak keyfine : Başkalarının derdini kendine sorun yapıp da kendi rahatını ve düzenini bozma.

El ile gelen düğün bayram : Herkese birden gelen sıkıntı ve felakete katlanmak, yalnızca bir kişiye gelene katlanmaktan daha kolaydır.

El kazanı ile aş kaynamaz : Önemli bir iş, başkalarının yardımıyla başarılamaz, iş her an yarıda kalabilir.

El mi yaman bey mi yaman? el yaman! : Baştaki ne kadar güçlü görünürse görünsün, asıl güç halktadır.

El öpmekle ağız aşınmaz : Çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak hatta yalvarmak gerekirse, yapılır.

El sikiyle gerdeğe girilmez : Başkasının olanaklarına güvenip gelecek için girişimler tasarlanmaz.

El terazi, göz mizan : Elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.

El üstünde gömlek eskimez : Eğreti olarak alınan şey, dikkatle korunur bir süre sonra olduğu gibi geri verilir.

El vergisi, gönül sevgisi : Bize bir şey verene, armağan edene karşı gönlümüzde sevgi uyanır.

El yarası onulur, dil yarası onulmaz : Silahla açılan el yarası çabukça iyi olur ama kötü sözle açılan gönül yarası kolay kolay kapanmaz.

El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır : Başkasının gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalacağını anlayamamış kimse, kendi gücünün herkese boyun eğdireceğini sanır.

El yumruğunu yemeyen, kendi yumruğunu bozdoğan armudu sanır : Başkasının gücü karşısında boyun eğmek zorunda kalacağını anlayamamış kimse, kendi gücünün herkese boyun eğdireceğini sanır.

Elçiye zeval olmaz : Bir kimseden başka bir kimseye herhangi bir haber ulaştıran, bu aracılığından dolayı sorumlu tutulmaz.

Eldeki yara, yarasıza duvar deliği : Bir kimsenin acı ve sıkıntısı başkasına dert gibi görünmez.

Elde bulunan beyde bulunmaz : Beylerde olmayan öyle şeyler vardır ki halkta bulunur.

Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz : Kişi yalnızca kendi kazancına güvenmeli, başkasının yardımını beklememelidir.

Elden vefa, zehirden şifa : Zehirden şifa beklenilmeyeceği gibi yabancılardan da yardım ve iyilik beklenmez.

Eli boşa ağa uyur derler eli doluya ağa buyur derler : Armağansız gelen kişiye yüz verilmez, armağanla gelen kişi ise güler yüzle ve saygı ile karşılanır.

Ele verir talkını (telkini), kendi yutar salkımı : Kendisinin inanmadığı ve tutmadığı öğütleri başkalarına kolayca verir.

Elifin hecesi var, gündüzün gecesi var : Kolay ve düzgün başlayan bir iş hep öyle sürüp gitmez, güçlüklerle ve aksaklıklarla da karşılaşılabilinir.

Elin ağzı torba değil ki büzesin : Başkalarının söyleyeceklerine engel olamazsınız.

Elinle ver, ayağınla ara : Ödünç aldığı şeyi geri vermeyi geciktiren veya vermeyenler için söylenen bir söz.

Elma da alma da demesini biliriz : Şartlara göre uygun davranırız.

Elmanın dibi göl, armudun dibi yol : Dıştan birbirine benzeyen her şeye aynı işlem uygulanamaz, her biri özelliğine göre ayrı bir davranış ister.

Elmayı çayıra, armudu bayıra : Elma fidanını düz ve sulak yere, armut fidanını bayıra, su tutmayan yere dikmelidir.

Elmayı soy da ye, armudu say da ye : Armut kabuğu soyularak elma da aşırı gidilmeden sayıyla yenilmelidir.

Elmayı say da ye, armudu soy da ye : Armut kabuğu soyularak elma da aşırı gidilmeden sayıyla yenilmelidir.

Elti eltiden kaçar, görümceler bayrak açar : Eltiler birbirlerinden uzak dururlar, görümceler gelinlerle kavga ederler.

Elti eltiye eş olmaz, arpa unundan aş olmaz : Arpa unundan yemek yapılamadığı gibi eltilerin de iyi geçinmeleri mümkün değildir.

Emanet ata binen tez iner : Ödünç alınmış araçlarla girişilen işler çok kez yürütülemez.

Emanet eşeğin yuları gevşek olur : Bir kimseye emanet edilen şeyin o kimse tarafından iyi korunmadığı her zaman görülen olaylardandır.

Emanet hayvanın (eşeğin) kuskunu (paldımı) yokuşta kopar : Eğreti olarak kullanılmak üzere verilen şey uydurma olur, hiç umulmadık bir anda bozulur.

Emanete hıyanet olmaz : Emanet olarak bırakılan şeyi titizlikle korumak gereklidir.

Emmim dayım kesem, elimi soksam yesem : Bir kimsenin rahatça harcayabileceği para, başkalarının verdiği değil kendisinin kazandığı paradır.

Emek olmadan yemek olmaz : Yaşayabilmek, harcayabilmek için çalışıp kazanmak gerekir.

Er ekmeği er kursağında kalmaz : Bir kimseden iyilik gören kişi mertse bunun altında kalmaz, kendisi de ona iyilik yapmaya çalışır.

Er giden, işine geç giden, boşuna : İşine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder.

Er ekmeği, meydan ekmeği : Kadın, kocasının kazancını rahatça yer.

Er lokması er kursağında kalmaz : İnsan, gördüğü iyiliği karşılıksız bırakmaz.

Er kocar, gönül kocamaz : Kişi ihtiyarlar ama gönlü taze kalır, sevgisi eksilmez.

Er olan ekmeğini taştan çıkarır : Azimli kimse geçim yolunu bulmak için en güç işlerle bile uğraşmaktan yılmaz.

Er oyunu üçe kadar : Birinci ve ikinci denemede başarılamayan iş için son kez üçüncü deneme yapılmalıdır.

Erdiğine erer, ermediğine taş atar : Sataşkan, edepsiz kimse amacına ulaşamadığında her türlü kötülüğü yapar.

Erenlerin sağı solu olmaz : Ne zaman ne yapacağı belli olmayan kimseler için kullanılan bir söz.

Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma : İnsan hiçbir şeyi incelemeden, gözü kapalı biçimde almamalıdır.

Erim er olsun da yerim çalı dibi olsun : Kadının kocasının fakir olması önemli değildir, yeter ki aile sorumluluklarını yerine getirsin.

Erine göre bağla başını, tencerene göre kaynat (pişir) aşını : Davranışlarını içinde bulunduğun koşullara uydur.

Erinenin oğlu kızı olmamış : Bir şeyi elde etmek için çalışmalı, tembel tembel oturmamalıdır.

Erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer : Kendini bir erkeğe beğendirmek isteyen kadın, ona güzel yemekler hazırlamalıdır.

Erkek arslan arslan da dişi arslan arslan değil mi? : Güçlülük ve yüreklilik yalnızca erkeklerde değil kadınlarda da vardır.

Erkek getirmeyi, kadın yetirmeyi bilmeli : Erkek çalışıp kazanmakla, anne tasarruflu olmakla yükümlüdür.

Erkek koyun kasap dükkânına yakışır : Miskin erkek, yaşamaya layık değildir.

Erkek sel, kadın (avrat) göl : Erkek, parayı bilinçsizce harcama eğiliminde olsa bile kadın buna meydan vermemeli, tutumlu olmalıdır.

Erkekliğin onda dokuzu kaçmaktır : Tehlikeden kaçan kazançlı çıkmış.

Erkeklik öldü mü? : Haksızlığa karşı koymak, mertlik göstermek gerekiyor.

Erkeklik sende kalsın! : Karşısındakinin yakışıksız davranışına uyup da tatsızlık çıkarma, efendice davran!

Erken kalkan (çıkan) yol alır, er evlenen döl alır : Yapacakları işe erken başlayanlar kazançlı olurlar.

Erken kalktım işime, şeker kattım aşıma : İşine sabahleyin erken başlayan kimse başarı elde eder.

Esirgenen (sakınan) göze çöp batar : Üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.

Eski dost düşman olmaz olsa da dürüst olmaz : Aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir.

Eski çamlar bardak oldu : Devir değişti, eski tutumların değeri kalmadı.

Eski dost düşman olmaz, yenisinden vefa gelmez : Aralarında ufak tefek dargınlıklar olsa bile eski dostlar birbirlerine düşman olmazlar, yeni kazanılan dostlarla arada henüz sıkı bir bağ oluşmadığı için bu durum söz konusu değildir.

Eski düşman dost olmaz : Birçok nedenin birbirini izlemesiyle sürüp gelmiş olan eski düşmanlık, dostluğa dönüştürülemez.

Eskisi olmayanın yenisi (acarı) olmaz : Yeni bir şey edinildiğinde eskisi hemen elden çıkarılmamalıdır.

Eskiye rağbet (itibar) olsaydı bitpazarına nur yağardı : Her şeyin yenisi sevilir.

Esrik devenin çulu eğri gerek : Kişi, durumuna uygun davranmalıdır.

Esmere al bağla, karşısına geç ağla : Esmer insana kırmızı renkli giysi yakışmaz.

Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir : İnsanlık değerinden yoksun kişi, kılık kıyafetle, makam ve mevkiyle değer kazanmaz.

Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış : Kaba ve ahmak kişinin hoşa gitsin diye söylediği sözler ve yaptığı işler, kaba ve incitici olur.

Eşeği dama çıkaran yine kendi indirir : Yanlış yapan kimse, yanlışı yine kendisi düzeltir.

Eşeği düğüne çağırmışlar, ya odun eksik ya su demiş : Bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz.

Eşeği düğüne çağırmışlar, ya su lazımdır ya odun demiş : Bir işi yapmamak için bahane bulmayı anlatan bir söz.

Eşeği süren (tırmalayan) osuruğuna katlanır : Kaba bir kimse ile birlikte olan, ondan gelecek kötü davranışları göze almalıdır.

Eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması : Çocuklarının düzensiz davranışı, anne babayı rahatsız eder.

Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme kimi uzun der, kimi kısa : Kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın.

Eşeğin ölümü köpeğe ziyafettir (düğündür) : Bir kişinin uğradığı zarar kimi zaman bir başkası için çıkar kaynağı olur.

Eşeğin sahibinin dediği yere bağla da varsın kurt yesin : Kötü bir sonuç meydana geldiğinde sorumlu olmamak için işi, sahibinin isteğine uygun olarak yap.

Eşek (eşkin) eve gelmiş, yorga yolda kalmış : Düzenli ve sürekli çalışan güçsüz kimse, düzensiz ve süreksiz çalışan güçlü kimseden daha başarılı olur.

Eşek at olmaz, ciğer et olmaz : Soysuz kişi soylu olmaz, bayağı şey üstün nitelik kazanmaz.

Eşek bile bir düştüğü yere bir daha düşmez : Aptal kişi bile başına gelen felaketten ders alır, o felakete yol açan şeylerden kendisini korur.

Eşek çamura çökerse sahibinden gayretlisi olmaz : Bir kimsenin işi bozulduğunda, durumunu düzeltmek için en büyük çabayı kendisinin göstermesi gerekir.

Eşek eşeği ödünç kaşır : Çıkarcı, başkasına yardım ederken ileride onun da kendisine yardım edeceğini düşünür.

Eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır) : Bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez.

Eşek kocamakla tavla başı olmaz : Anlayışsız kişi ne kadar yaşlanırsa yaşlansın baş olacak bir olgunluğa ulaşamaz.

Eşek kulağı kesilmekle küheylan olmaz : Aslında niteliksiz olan bir şeye ne yapılsa değişmez.

Eşek kuyruğu gibi ne uzar ne kısalır : Durumunda, çalışmasında hiçbir gelişme görülmeyen kimseler için kullanılan bir söz.

Eşkıyanın (ihtiyarın, fukaranın) düşkünü, beyaz (hasa) giyer kış günü : Daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur.

Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır? : Bozulan şeyi düzeltecek etken vardır ancak bu etken bozulmuşsa artık düzeltmeden umudu kesmek gerekir.

Et kanlı gerek, yiğit canlı : Kebap çok pişirilmemeli, genç de hareketli ve canlı olmalıdır.

Et ne kadar arık olsa üstüne ekmek yaraşır : Bilgili ve görgülü kişi, iş başında ve zengin olmasa da bilgisiz ve görgüsüz kişilerin üstünde yer alır.

Et tırnaktan ayrılmaz : Yakın hısımlar arasındaki bağ kolay kolay kopmaz.

Etek öpmekle dudak aşınmaz : Çok önemli bir iş için bir kimseye ricada bulunmak hatta yalvarmak gerekirse, yapılır.

Eti senin, kemiği benim : Çocuğu ben doğurdum ama onu eğitmek sana düşüyor.

Etle tırnak arasına girilmez : Aile anlaşmazlıklarında bir yanı tutmak doğru değildir.

Etme bulma dünyası : Kötülük eden kötülük bulur.

Etme bulursun, inleme ölürsün : Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Etme bulursun, inleye inleye ölürsün : Nasıl davranırsan öyle karşılık görürsün.

Ev alanla evlenene Allah yardım eder : Evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara allah’ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir.

Ev alma, komşu al : Komşuluk ilişkileri, iyi bir komşuya sahip olma çok çok önemlidir.

Ev sahibi mülk sahibi, hani nerede bunun ilk sahibi : Kişi malını mülkünü kaybederim korkusuyla kendini üzüntüye kaptırmamalı, malı mülkü ile övünmemelidir, zira mal mülk dünyaya ait bir şeydir.

Ev sahibinin bir evi, kiracının bin evi var : Evi olan yalnızca kendi evinde oturur, evi olmayan ise beğendiği evde oturur.

Evdeki pazar (hesap) çarşıya uymaz : Önceden tasarlanan bir iş umulduğu gibi sonuçlanmaz, düşünüldüğü gibi olmaz.

Evimiz bezden, ne umarsın bizden : Kendisi yardıma muhtaç olandan yardım beklemek boşuna umutlanmaktır.

Evi ev eden avrat : Bir evin dirlik ve düzenini kadın sağlar.

Evladı ben doğurdum ama gönlünü ben doğurmadım : Bir kimse evladına emredip birçok şey yaptırır ancak onun gönlüne hükmedemez.

Evladın var mı, derdin var : Çocuklarının sıkıntıları, hastalıkları ana baba için sürekli derttir.

Evlenenle ev alana Allah yardım eder : Evlenene ve ev yapana herkesin kolaylık göstermesi, onlara allah’ın yardımının dolaylı olarak ulaşıyor olması demektir.

Evli evine, köylü köyüne : Artık dağılalım, herkes evine, işine gitsin.

Evlinin bir evi var, kiracının bin evi var : Evi olan yalnızca kendi evinde oturur, evi olmayan ise beğendiği evde oturur.

Evvel hesap, sonra kasap : 1) alışverişe çıkan bir kimse para durumunu önceden gözden geçirmelidir 2) insan bir işe girişmeden önce kendi olanaklarını iyi hesaplamalıdır.

Evvel yediğim hurmalar, bugün kıçımı tırmalar : Aradan bir yıl geçmiş, davranışının karşılığını şimdi görüyor, yaptığının acısı bugün çıkıyor.

Evvela can, sonra canan : İnsanlar bencildir, önce kendilerini, sonra yakınlarını düşünürler.

Eyere de gelir semere de : Her işe yarar, her türlü işi görebilir.


Paylaşın.

Değerlendirin.



Makale ile benzer yazılar.

Sitede yayımlanmış son makaleler.

En çok okunan makaleler.

Makale bilgileri

Makale numarası: 441

Yazar: BB Yazar

Görüntülenme sayısı: 39

Yayın tarihi: 12 Eylül 2019 10:09:06

Güncelleme tarihi: 2 Şubat 2020 12:02:46

Kategoriler: Atasözleri ve Kısa Anlamları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir