Ana sayfa » atasözleri » G harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamalı

G harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamalı

G harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamaları ile birlikte bu yazımızda.


Gafile kelam, nafile kelam : Gaflet uykusunda olan kişiye söz kâr etmez.

Gailesiz baş, yerin altında : Herkesin bir sıkıntısı vardır, bu sıkıntılar ancak ölümle biter.

Gammaz olmasa tilki pazarda gezer : Yasal olmayan yollardan gizlice çıkar sağlayan kişi, yakayı ele vereceğinden korkmasa bütün bu işleri açıktan yapar.

Garibe bir selam bin altın değer : Yabancı yerde tek başına kalan kimseye karşı gösterilecek küçük bir ilgi, en büyük iyilik yerine geçer.

Garip itin kuyruğu bacağı arasında (götünde, kıçına kısık) gerek (olur) : Sığıntı durumunda olan kişi, yabancı bir yerde hiçbir şeye karışmamalı, sessiz, kendi hâlinde yaşamalıdır.

Garip kuşun yuvasını Allah yapar : Garip ve kimsesiz kişiye tanrı yardım eder.

Gâvurun ekmeğini yiyen gâvurun kılıcını çalar : Kişi, inançları ayrı da olsa, hoşlanmasa da geçimini sağlayan kimseye hizmet eder.

Gece gözü, kör gözü : Geceleyin iyi iş yapılamaz.

Gece işi, körler işi : Gece yapılan iş verimli olmaz.

Geceler gebedir : Her sabah yeni olaylarla karşılaşırız.

Geç olsun da güç olmasın : Çeşitli engeller yüzünden gerçekleşemeyen işlerde avunmak için söylenen bir söz.

Geçme namert köprüsünden, ko aparsın su seni : Namerde karşı minnet altında kalmaktansa sıkıntıya katlan.

Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler : Geçmişte kalan olayların üzerinde durulmasında bir yarar yoktur.

Geçti Bor’ un pazarı (sür eşeğini Niğde’ ye) : Artık iş işten geçti.

Gel demesi kolay ama git demesi güçtür : Bir kimseyi işe almak, bir misafir çağırmak kolaydır ancak bir kimsenin işine son vermek, misafire git demek zordur.

Gel denilen yere gitmeye ar eyleme, gelme denilen yere gidip yerini dar eyleme : Çağrıldığın yere gitmekten çekinme, gelme denilen yere de gitme, orada sana ilgi göstermezler.

Geldik yüze, çıktık düze : Kasım ayından sonra gelen yüzüncü günde, 15 şubatta kışın soğuk günleri geride kalır.

Geleceği varsa göreceği de var : Kötülük yapmaya kalkışacak olursa karşılığını elbette görür.

Gelen ağam giden paşam : Yönetim kimde olursa olsun benim için fark etmez.

Gelen gidene rahmet okutur : Beğenmediğimiz bir kişinin yerine öyle birisi gelir ki eskisini aratır.

Gelen gideni aratır : Beğenmediğimiz bir kişinin yerine öyle birisi gelir ki eskisini aratır.

Gelene git denilmez : Kendiliğinden gelen bir konuk geri çevrilmez.

Gelin altın taht getirmiş, çıkmış kendisi oturmuş : Toplum içine giren bir kimsenin kendi kullanacağı eşyasının değerli olup olmaması başkalarını ilgilendirmez.

Gelin eşikte, oğlan beşikte : Bir eve gelin gelir gelmez bebek hazırlıklarına başlamak gerekir.

Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz : Her eve gelin girmeyebilir ama ölüm kesinlikle girer.

Gelini ata bindirmişler ya nasip demiş : Kesin sonuç alınmadan hiçbir işe olup bitti gözüyle bakılmaz.

Gem almayan atın ölümü yakındır : Söz dinlemeyen hırçın kişi, davranışının büyük zararını görür.

Gemisini kurtaran kaptan : Güç bir duruma düşüldüğünde ne yapıp edip kendisini veya yakın çevresindekileri kurtaranlar için söylenen bir söz.

Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir : İnsan gençliğinde yaptığı şeylerin çoğunu yaşlandığında yapamaz ve gençliğin ne denli değerli olduğunu o zaman anlar.

Gençlikte para kazan, kocalıkta kur kazan : Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin.

Gençlikte taş taşı, kocalıkta ye aşı : Kişi gençliğinde çalışıp para biriktirmelidir ki ihtiyarlığında çalışamadığı zaman onunla rahat rahat geçinsin.

Gezen ayağa taş değer (dolar) : Gereksiz yere gezen kişi, kendisine zararı dokunacak şeylerle karşılaşır.

Gezen kurt aç kalmaz : Geçimini sağlamak için gezip dolaşan, şuraya buraya başvuran kişi aç kalmaz.

Giden gelse dedem gelirdi : Ölen bir kimse dirilemeyeceği gibi elden çıkan bir şey de bir daha ele geçmez.

Gidilmeyen yer senin değildir : Gidemediğiniz yerinizin, kullanamadığınız malınızın size bir yararı olmaz.

Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var : Uzak bir yere giden kişi dönmeyebilir, dönebilse de ayrılırken bıraktığı yakınlarını bulmayabilir.

Gizlide gebe kalan aşikârede doğurur : Toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz.

Göğe direk, denize kapak olmaz : Hem gereksiz hem de gerçekleştirilmesi hayale bile sığmayan şeylerle uğraşılmamalıdır.

Gökten ne yağdı da yer kabul etmedi : Büyüklerden gelen şeyleri küçükler geri çeviremezler.

Gökyüzünde düğün var deseler kadınlar merdiven kurmaya kalkar : Kadınların düğün ve eğlence için katlanamayacakları fedakârlık yoktur.

Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar : Yapılması geciken iyilikler, bekleyenleri sıkıntı içinde bırakır.

Gön yufka yerinden delinir : Her iş en çürük yerinden patlak verir.

Gönlün yazı var, kışı var : İnsan kimi zaman sevinçli, kimi zaman da üzüntülü olabilir.

Gönül bir sırça saraydır, kırılırsa yapılmaz : Kolay kolay onarılamayacağı için bir kimsenin özellikle de dostlarımızın gönlünü kırmamaya özen göstermeliyiz.

Gönül ferman dinlemez : Gönül sevdiğinden asla vazgeçmez.

Gönül kimi severse güzel odur : Güzellik anlayışı kişiden kişiye değişir.

Gönül kocamaz : İnsanlar yaşlansalar da gönüllerindeki sevgi ve istekler tazeliğini yitirmez.

Gönül var otluğa, gönül var bokluğa (konar) : İyi ve güzel şeyleri seven yüksek ruhlu insanlar olduğu gibi kötü ve pis şeylerden hoşlanan aşağılık insanlar da vardır.

Gönül verme evliye, eve gider unutur : Bir kadın, evli bir erkeğe gönlünü kaptırmamalıdır.

Gönülden gönle yol vardır : Sevgi karşılıklıdır.

Gönüller bir olunca samanlık seyran olur : Birbirini sevenler için zenginlik önemli değildir.

Gönülsüz namaz göğe ağmaz : İsteksiz yapılan bir işten hayır gelmez.

Gönülsüz yenen aş, ya karın ağrıtır ya baş : İstenmeyerek yapılan işlerden kötü sonuçlar ortaya çıkar.

Gördün deli, savul geri! : Dengesiz kimselerden uzak durmak gerekir.

Gören gözün hakkı vardır : Yiyecek veya imrenilecek bir şeyi görene o şeyden vermek gerekir.

Görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler? : İyi eğitim alanlar aldıkları eğitimin gereğini yaparlar, iyi eğitim görmeyenler bir şey yapamazlar.

Görmemiş görmüş, güle güle ölmüş : Görgüsüz kişi, günün birinde ummadığı bir şeyi elde ederse sevincinden ne yapacağını şaşırır.

Görmemişin oğlu olmuş (çekmiş, çükünü koparmış) : Görgüsüz kimse ummadığı bir şeyi elde ettiğinde ne yapacağını şaşırır.

Göründü Sivas’ ın bağları : Umutla beklenen sonuç ters yönde gelişti.

Görünen dağın (köyün) uzağı olmaz : Bir durumun nasıl sonuçlanacağı belli olduktan sonra bu sonuç çok geçmeden gerçekleşir.

Görünen köy kılavuz istemez : Ne kadar gizlense de gerçekler ortadadır.

Götüne güvenen borazancıbaşı : Başarabileceğinize eminseniz büyük işlere girişiniz.

Göz gördüğünü (ağız yediğini) ister : Kişi, her zaman gördüğü, (yemeye) alıştığı güzel şeyleri arzular.

Göz görmeyince gönül katlanır : Yakınımızda bulunmayanların özlemine, acısına daha kolay dayanabiliriz.

Göz görür, gönül ister (çeker) : Kişi, görmediği şeyi istemez görüp beğendiği şeye karşı istek duyar.

Göz görür, gönül katlanır : Kişi, sevdiği bir kimsenin uzak yere gitmesi durumunda onunla görüşmekten umudunu keser, ayrılığa katlanır.

Göz terazi, el mizan : Elle tartıp ağırlığı, gözle bakıp hacmi tahmin edebiliriz.

Gözden ırak olan gönülden de ırak olur : Ayrı düşenlerin arasındaki sevgi de zamanla azalır.

Göze yasak olmaz : Bir kimseye veya nesneye bakılmasını kimse önleyemez.

Gözlüye gizli yoktur : Görmesini bilen kişiden hiçbir şey gizlenemez.

Gözü göz değil : İyi insan olmadığı bakışından belli oluyor.

Gözü tanede olan kuşun ayağı tuzaktan kurtulmaz : Her zaman çıkar peşinde koşan kişi, tehlikelerden uzak kalamaz.

Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz : Her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır.

Gül dikensiz olmaz : İyi veya güzel olan her şeyin az çok sıkıntı veren bir yanı da bulunur.

Gülme komşuna, gelir başına : Birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir.

Gülü seven dikenine katlanır : İnsan sevdiği kimse veya sevdiği iş yüzünden gelecek sıkıntılara katlanır.

Gümüş sağ olsun, altın gidekosun : Eldeki şey, elde edilmesi güç olan daha değerli bir şeyden üstün tutulmalı.

Gün bugün : 1) bugün ne yapabilirsen kazancın odur 2) bugün kim işbaşında, kim itibarda ise onun sözü geçer.

Gün doğmadan kimliği söylenmez : Bir iş iyice belli olmadan sonucu hakkında yargı yürütülemez, yarın ne gibi durumlar veya olaylar çıkacağını kimse bilmez.

Gün doğmadan neler doğar : Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.

Gün geçer, kin geçmez : Aradan uzun zaman geçse de bir kimsenin başkasına karşı beslediği kin sönmez.

Gün güne uymaz : Bir günün işleri, durumları, şartları başka bir gününkine uymaz.

Gün ola harman ola : Bir gün onun da zamanı gelir.

Gün olur yılı besler, yıl olur günü beslemez : Öyle zaman olur ki bir aylık kazanç insanı bir yıl geçindirir, öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç bir ay geçindirmeye yetmez.

Gün varken davarını eve götür : İşlerini en uygun zamanda yap.

Günah benden gitti (gitsin) : Ben görevimi yaptım, bundan sonrası için sorumluluk kabul etmem.

Gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz : Her şey gerektiği yerde ve zamanda harcanmalıdır.

Güne göre kürk giyinmek gerek : Kılık kıyafetimizi zamanın koşullarına uydurmalıyız.

Güneş balçıkla sıvanmaz : Herkesin bildiği gerçek inkâr edilemez.

Güneş girmeyen eve doktor girer : Güneşsiz evde hastalık eksik olmaz.

Gürültü istemeyen kazancı (bakırcı) dükkânına girmez (hırkasını başına çeker) : Kafasını dinlemek isteyen kimse, gürültülü patırtılı işlerde görev almaz.

Güttüğüm domuzu bana öğretme : Yıllardır tanıdığım bir kimsenin huylarını da bilirim.

Güvenme (inanma) dostuna, saman doldurur postuna : Dost sandığın birtakım kimseler sana kolaylıkla kötülük edebilirler.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa : Varlıklarına güvenerek ölçüsüz harcamalarda bulunanlar daha sonraları sıkıntıya düşebilirler.

Güzel bürünür, çirkin görünür : Güzeller nazlı olur, çirkinler ise kendilerini beğendirmeye çalışırlar.

Güzele bakmak sevaptır : Güzele bakarken Tanrının neler yarattığını düşünür ve büyüklüğünü anlarız.

Güzele kırk günde doyulur, iyi huyluya kırk yılda doyulmaz : Değerli olan yüz güzelliği değil huy güzelliğidir.

Güzele ne yakışmaz (yaraşmaz) : Güzel ne giyse yakışır.

Güzeli herkes sever : Bütün insanlar güzellere ve güzel olan şeylere karşı sevgi beslerler.

Güzellerin talihi çirkin olur : Güzeller kendilerine yaraşan bir yaşayışı her zaman bulamadıkları için mutsuz olurlar.

Güzellik ondur, dokuzu dondur : Güzelliğin büyük bir kısmı giyimle sağlanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir