Ana sayfa » atasözleri » S harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamalı

S harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamalı

S harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamaları ile birlikte bu yazımızda.


Sabah ola, hayrola : Sabah olsun, o vakte kadar iş belki düzelir.

Sabah sürçen, geceye dek sürçer : Bir işe başladığı zaman beceriksizliği görülen kişinin bu durumu sonuna kadar sürer.

Sabahın kızıllığı akşamı kış eder, akşamın kızıllığı sabahı güz eder : Sabahleyin gökyüzünde görülen kızıllık, o akşam havanın kış gibi olacağını, akşam görülen kızıllık ise ertesi sabah havanın güze döneceğini belirtir.

Sabahtan karnını doyuran, küçükken evlenen aldanmamış : Yapılacak iş için gerekli gücün elde edilebilmesi için sabahleyin karın doyurulmalıdır, çocukların anne, baba ihtiyarlamadan yetiştirilebilmeleri için de evlenmeleri geciktirilmemeli

Sabanın tutağına yapışan el aç kalmaz : Çiftçilik yapan veya çalışan aç kalmaz.

Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır : Sabır zor bir iştir ancak güzel sonuçları vardır.

Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas : Sabretmesini bilen kişi olmayacak gibi görünen işlerde bile başarı kazanır.

Sabreden derviş muradına ermiş : Beklemesini bilen kimse sonunda amacına ulaşır.

Sabreyle işine, hayır gelsin başına : Bir işi yaparken acele etmez, sabrederseniz hayırlı sonuçlara varırsınız.

Sabrın sonu selamettir : Karşılaştığı güçlükleri sabırla yenmeye çalışan kimse, sonunda başarıya ulaşır.

Saç sefadan, tırnak cefadan uzar : İnsan keyifli olursa saçı, dertli olursa tırnağı uzar.

Saçın ak mı kara mı, önüne düşünce görürsün : Acele etme, sonucun ne olduğunu biraz sonra anlarsın.

Sade pirinç zerde olmaz, bal gerektir kazana baba malı tez tükenir evlat gerek kazana : Hakkıyla yararlanılacak bir şeyin meydana gelmesi için birtakım ögelerin bir araya gelmesi gerektir kişi kendi emeği ile kazanç sağlayıp bunu baba mal

Sadık dost akrabadan yeğdir : Candan dost akrabadan daha hayırlı olur.

Sağ (sağlam) baş yastık istemez : Sağlam insan durup dururken yatmak istemez eğer istiyorsa hasta olduğu düşünülmelidir.

Sağ olsun da dağ ardında olsun : Uzakta olan sevdiklerimize günün birinde kavuşabiliriz yeter ki yaşıyor olsunlar.

Sağılır ineğin buzağısı kesilmez : Çıkar sağlamaya yardım eden kimseye veya şeye zarar gelmemesine dikkat edilmelidir.

Sağır için iki kere keramet olmaz : Herkesin işitip öğrendiği şey, dikkatsiz kimse için bir daha söylenmez.

Sağır işitmez (duymaz) uydurur (yakıştırır) : Sağır, yanında konuşulan şeyleri işitmez ama konuşanların durumuna bakarak ve anladığını sanarak bir şeyler yakıştırıp söyler.

Sağlık varlıktan yeğdir : Sağlıktan büyük zenginlik olmaz.

Sahipsiz eve it buyruk : Kimsenin ilgilenmediği, benimsemediği sahip çıkmadığı işler üzerinde değersiz kişiler egemenlik kurarlar.

Sakal bıyığa denk olmayınca berber ne yapsın? : Gelir gidere denk değilse durumu düzene koymaya çalışan kişi durumu düzeltmek için fazla bir şey yapamaz.

Sakal keçide de var : Sakal, kişiye değer kazandırmaz.

Sakalım yok ki sözüm dinlensin : Ancak yaşlı kimselerin söz ve öğütleri dinlenir.

Sakalla olaydı kişi, keçiye danışırlardı her işi : Sakal, kişiye değer kazandırmaz.

Sakınılan göze çöp batar : Üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.

Sakla samanı, gelir zamanı : Gereksiz görülen şey ileride gerekli olabilir.

Saksağan, danayı babası hayrına bitlemez : Bir kimse başkasına hizmet ediyorsa bunda kendisinin de çıkarı vardır.

Sana taşla vurana sen aşla (ekmekle, pamukla) var (dokun) : Sana sert davranana sen yumuşak davran.

Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt : Kişi kendi işini kendisi yapmalıdır.

Sanat altın bileziktir : Kişinin elindeki sanat, değeri hiç eksilmeyen bir servettir.

Sanatı ustadan görmeyen (öğrenmeyen) öğrenmez : Kişi tek başına ne kadar çalışırsa çalışsın işin inceliklerini bir bilenden öğrenirse o işi daha çabuk ve kolay yapabilir.

Sanatına hor bakan (sanatını hor gören) boğazına torba takar : İşini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.

Sanatını hor gören boğazına torba takar : İşini küçümseyen kişi istediği gibi para kazanamaz ve sonunda dilenci olur.

Sandığına olmaz, sakındığına olur : Üzerine çok düşülen şeyler genellikle kazaya veya zarara uğrar.

Sandıktaki sırtında, ambardaki karnında : Nesi varsa giyer, nesi varsa yer.

Sap döner, keser döner, gün gelir hesap döner : Her şey zaman içinde planlandığı gibi gerçekleşmeyebilir.

Sarhoşa dokunma, kendi yıkılsın : Kendi aklını beğenip başkasını dinlemeyen kimseyi gittiği yanlış yoldan döndürmeye kalkmayın, bırakın cezasını çeksin.

Sarhoştan, deli bile korkar : Sarhoş olmak delirmekten de beterdir, sarhoş insan kendini denetleyemez, delinin yapmayacağı şeyleri yapar.

Sarhoştum aydım, böyle yaşamaktan caydım : Artık gerçekleri gördüm.

Sarımsağı gelin etmişler de kırk gün kokusu çıkmamış : İnsanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler, haklarında yargıda bulunmakta acele edilmemelidir.

Sarımsağını hesap eden paçayı yiyemez : Küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır.

Sarımsak da acı ama evde lazım bir dişi : Gerekli olanın niceliğinden çok niteliği önemlidir.

Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı : Anlaşan kimselerin birbirlerinden saklısı gizlisi yoktur, başkasıyla böyle bir yakınlık kuramamış olan tek başına kendi yaşantısı içinde kalır.

Sarımsak yemedim ki ağzım koksun : Kötü bir iş yapmadım ki sonucundan korkayım, sorumlu olayım.

Satılık ziftin olsun, selânikten kel gelir : İşe yaramaz sandığın bir malı satılığa çıkarırsan akla gelmeyen yerlerden onu arayanlar gelir.

Say beni, sayayım seni : Sevgi karşılıklı olur, sen beni seversen ben de seni severim.

Sayılı günler (gün) tez (çabuk) geçer : Bir işin yapılması veya gerçekleşmesi için konulmuş olan belli bir süre çabucak geçer.

Sayılı koyunu kurt kapmaz (yemez) : Miktarı saptanarak bir kimseye teslim edilmiş olan eşya iyi korunur.

Sebepsiz kuş bile uçmaz : Kılavuz ve yardımcı olmadan hiçbir iş başarılamaz.

Sebepsiz ölüm olmaz : Herkesin ölümü için bir sebep vardır.

Sefa ile yenen cefa ile kazanılır : Keyifli keyifli harcadığımız para, çok sıkıntı çekilerek kazanılmıştır.

Sel gider kum kalır, kişi ettiğini bulur : Geçici durumlara güvenmek doğru değildir.

Sel gider, kum kalır : Geçici durumlara güvenmek doğru değildir.

Sel ile gelen yel ile gider : Emek vermeden ele geçen para kısa zamanda çarçur olur gider.

Selam para, kelam para : 1) her davranış para harcamaya bağlıdır

Selam verdik, borçlu çıktık : Küçük bir ilgi gösterdik, üzerimize büyük bir iş yüklendik.

Selden gelen suya gider : Kolay ve emeksiz kazanılan şeyler elden kolay çıkar.

Selin ağzı tutulur, elin ağzı tutulmaz : Doğal yıkımlara karşı önlem alınır ama söyledikleri yalan yanlış olanı susturmaya kimsenin gücü yetmez.

Sen ağa ben ağa, koyunları (inekleri) kim sağa? : Herkes kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar?

Sen bilirsin deyince (değirmende) kavga olmaz : Bir konu üzerindeki görüşme sırasında uysallık gösterir, karşınızdakinin dediğini kabul ederseniz anlaşmazlık çıkmaz.

Sen dede ben dede, bu atı kim tımar ede : Herkes kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar?

Sen dost kazan, düşman ocağın başından çıkar : Sen dost kazanmanın yoluna bak, düşman kolay kazanılır.

Sen giderken ben geliyordum : Ben bu işi senden önce yaptım.

Sen işten korkma, iş senden korksun : Her iş, doğacak engelleri yenmeye kararlı olmakla, direnmekle başarılır.

Sen zot ben zot, ata kim vere ot : Herkes kendisini buyurucu durumda görür, iş yapmakla yükümlü saymazsa ortadaki işi kim yapar?

Senden devletliye ortak olma : İki insan arasındaki beraberliğin sağlıklı yürüyebilmesi, anlaşma koşullarının her iki taraf için de eşit olmasıyla sağlanır, bu denge kurulamazsa yönetim güçlü olan tarafa geçer, hep onun dediği olur.

Seninki can da benimki patlıcan mı? : Senin canının değeri var da benimkinin değeri yok mu?

Serçeden korkan darı ekmez : Tehlikeleri gözde büyüterek işe girişmekte çekingen davrananlar amaçlarına ulaşamazlar.

Serkeş öküz (son) soluğu kasap dükkânında alır : Dikbaşlı olanlar, davranışlarının cezasını görürler, hatta bu davranışları hayatlarına bile mal olabilir.

Sermayen bir yumurtaysa taşa çal : Yetersiz olanaklarla büyük işler yapmayı tasarlıyorsan başarılı olamazsın, vazgeç daha iyi.

Sev beni, seveyim seni : Sevgi karşılıklı olur, sen beni seversen ben de seni severim.

Sev seni seveni, hâk ile yeksan ise sevme seni sevmeyeni, Mısır’ a sultan ise : Toplumdaki yeri ne düzeyde olursa olsun, sevgi gördüğün kişiye sen de sevgiyle karşılık ver birisi sana içinde sevgi taşımıyorsa o kişi kim olursa olsun ondan

Sevda geçer yalan olur, sonra sokar yılan olur : Başta insanı mutlu eden duygusal ilişkiler zamanla körelir ve sonuçta acı veren birer anıya dönüşür.

Sevenin kuluyum, sevmeyenin sultanı : Beni sevdiğine inandığım kişi için yapmayacağım şey yoktur, onun bir dediğini iki etmem, ama sevilmediğimi anlarsam kendime olan saygımı ondan üstün tutarım.

Seyrek git sen (sıkça varma) dostuna, kalksın ayak üstüne : Kişi dostuna sık sık giderse seyrek gittiğinde gördüğü konukseverliği görmez.

Sıcağa kar mı dayanır? : Aşırı harcamalarla eldeki imkânlar çok çabuk tükenir.

Sıçan çıktığı deliği bilir : Bir kabahate, suça veya gizli işe kalkışan kişi, yakalanacağını anladığında nereye sığınacağını bilir.

Sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış : 1) yapamayacağı kadar ağır bir işi varken başka bir iş daha yüklenmiş 2) kendisi sığıntı durumundayken yanına bir kişi daha almış.

Sıçan geçer yol olur : Bir iş için kötü bir yol açılırsa artık herkes o yolu tutar.

Sık gidersen dostuna, yatar arka : Kişi dostuna sık sık giderse seyrek gittiğinde gördüğü konukseverliği görmez.

Sırça köşkte oturan komşusuna taş atmamalı : İnsan kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır.

Sırrını açma dostuna, o da söyler dostuna : Bir sır en yakın dosta bile söylenmemelidir.

Sinek küçüktür ama mide bulandırır : Önemsiz, küçük gibi görünen bir şey kötü ve olumsuz bir izlenim yaratır.

Sinek pekmezciyi tanır : İşini bilen kişi, yararlanacağı kimseyi bilir.

Sirkesini, sarımsağını sayan paçayı yiyemez : Küçük sakıncalarını düşünerek bir işe girişmeyen kişi, o işin kazançlarından yoksun kalır.

Sitteisevir her saati bir devir : Fırtına günlerinde hava her saat değişikliğe uğrar.

Sitteisevir kapıyı çevirir : Kötü havalarda dışarı çıkmamayı öğütleyen bir söz.

Sofrada elini, mecliste dilini sakla : Topluluk içinde kendini denetle, aşırı davranışlarda bulunmaktan kaçın, açgözlülük ve gevezelik etme.

Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz : Hoşa gitmeyen işlere yönelmez gibi görünen öyle kişiler vardır ki bu işlere girişince en aşırı yolu tutarlar.

Soğanın acısını yiyen bilmez, doğrayan bilir : Bir iş yapılırken ne kadar güçlük çekildiğini, o işi başarmış olan bilir başarılmış olan bu işten yararlanan bilmez.

Sokma akıl sekiz adım gider : Hep başkalarının verdiği akılla hareket eden kimse, bir yere kadar başarılı olur, daha sonra ne yapacağını bilemez.

Son pişmanlık fayda vermez (etmez) : İş işten geçtikten sonra pişman olmanın yararı yoktur.

Sona kalan dona kalır : Bir işte geç kalan istediği şeyi elde edemez.

Sonradan gelen devlet devlet değildir : Kişi yaşlandıktan sonra gelen zenginlik işe yaramaz.

Sonradan görme, gâvurdan dönme : Sonradan görmeler fazla iyi niteliklere sahip değildir.

Sora sora bağdat (kâbe) bulunur : İnsan sora sora çok uzak yerleri bile bulur.

Soran yanılmamış (yorulmamış) : Bilmediği şeyi bir bilene soran, en zor işlerin bile üstesinden gelir sormayan ise güçlükler içinde yuvarlanır gider.

Sorma kişinin aslını, sohbetinden bellidir : Bir kişinin nasıl bir insan olduğu konuşmasından belli olur, soyunu sopunu öğrenmeye gerek yoktur.

Soy asma, soyuna çeker : Temiz soydan gelen kişi, her durumuyla soyluluğunu gösterir.

Soydur çeker, boktur kokar : Her insan veya yaratık az çok soyuna benzer.

Söyleyenden dinleyen arif gerek : Kapalı konuşan bir kişinin ne demek istediğini ancak o konudan haberdar olan kişi anlar.

Söyleyene bakma, söyletene bak : İçinden geleni söyleyen bir kişinin sözlerine inanmak istediğimiz için bu sözleri ona tanrı söyletiyor diye düşünürüz.

Söz ağızdan çıkar : Mert olan kişi, sözünde durur verdiği sözü yerine getirir.

Söz dediğin yaş deridir, nereye çekersen oraya gider : Bir sözü dinleyenler kimi zaman söyleyenin aklından geçirmediği bir anlamda anlayabilirler.

Söz gümüşse sükût altındır : Susmak bazen konuşmaktan daha iyi sonuç verir.

Söz sözü açar : Bir konu üzerinde konuşulurken ilgisi dolayısıyla söz başka bir konuya geçer, sohbet uzar, gider.

Söz var dağa çıkarır, söz var dağdan indirir : Sözün insanlar üzerinde etkisi büyüktür yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar, ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yo

Söz var gelir geçer, söz var deler geçer : Sözün insanlar üzerinde etkisi büyüktür yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar, ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol aç

Söz var iş bitirir, söz var baş yitirir : Sözün insanlar üzerinde etkisi büyüktür yerinde söylenen sözler işlerin yoluna girmesini sağlar, ölçüsüz ve sert söylenen sözler ise karşıdakini öfkelendirir, söyleyenin öldürülmesine bile yol aça

Sözü mü olur? : Üzerinde konuşacak kadar önemi yok.

Sözü söyle alana, kulağında kalana : Söylediklerin bir kulağından girip öbür kulağından çıkan kimseye nefes tüketme.

Su akarken testiyi doldurmalı (doldur) : Kişi, fırsattan yararlanmalı geliri bol olduğu zaman ilerisi için para biriktirmeye, mal mülk edinmeye bakmalıdır.

Su aktığı yere (yine) akar : Daha önce bize yararı dokunmuş olan güzel bir durum, bugün bulunmasa bile yarın yine ortaya çıkar.

Su başından (bendinden) kesilir (bağlanır) : Bir işi, kimsenin karışamayacağı ve bozamayacağı biçimde bitirmek için yetkili kişilerin en büyüğü ile görüşüp anlaşmak gerektir.

Su bulanmayınca durulmaz : Bir konu, türlü çekişmelerden sonra aydınlığa kavuşur, yoluna girer.

Su içene yılan bile dokunmaz : Düşman olsa bile su içen kimseye dokunulmamalıdır.

Su küçüğün, söz (sofra, yemek) büyüğün : 1) temel bir ihtiyaç olan su önce küçüğe verilir, konuşmaya ise ilk önce büyükler başlar 2) her şeyin bir sırası vardır kişiler bu sıralamada yaşlarına, kültürlerine vb. özelliklerine göre yer alır

Su testisi su yolunda kırılır : Bir kişi amaç edindiği işte kazaya uğrar.

Su uyur, düşman uyumaz : Düşmana karşı her zaman uyanık davranmak gerekir.

Su yatağını bulur : Bir şeyi yapma isteği ve gücü bulunan kimse, uygun bir çalışma yönü ve alanı bulur.

Suç samur kürk olsa kimse üstüne almaz : Hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez.

Suçu gelin etmişler, kimse güveyi girmemiş : Ne kadar çekici olursa olsun, suçu kimse kabul etmez.

Suyu getiren de bir, testiyi kıran da : Görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.

Suyu görünce teyemmüm bozulur : Bir zorunluluk dolayısıyla yapılmakta olan bir işin, bu zorunluluk ortadan kalktığında gereği gibi yapılmak için yeni baştan ele alınması gerekir.

Suyun duru akanından, insanın yere bakanından korkmalı : Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

Suyun sessizinden, insanın sözsüzünden korkmalı : Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork (sakın) : Duygu ve düşüncelerini açığa vurmayan sessiz insan yavaş akan derin su gibi tehlikelidir.

Sükût ikrardan gelir : Susmak kabul etmek demektir.

Sür git dememişler, gör geç demişler : Beğenmediğiniz durumu, sürüp giden bir anlaşmazlık konusu yapmayınız, hoş görüp kabul ediniz.

Sürüden ayrılanı (ayrılan koyunu, kuzuyu) kurt kapar : Arkadaşların yardımıyla yapılan veya bir amaç uğruna topluca girişilen bir işten ayrılanlar zarara uğrarlar.

Sürüyü güden kurdu görür : Zor bir işe giren onun bütün sıkıntılarıyla karşılaşabilir.

Sütle giren huy, canla çıkar : Kişinin küçükken edindiği huy, ölünceye değin sürer.

Sütlüyü sürüden çıkarmazlar : Yararlı, verimli şey elden çıkarılmaz.

Sütsüz koyun meleyen olur : Çevresine yararlı olmayan, elinde avucunda bir şey bulunmayan kişi hep acıklı ve üzüntülü konuşur.

Sütten ağzı yanan yoğurdu (ayranı) üfleyerek yer (içer) : Bir olaydan gerekli dersi alan, sonra uyanık davranır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir