Ana sayfa » atasözleri » T harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamalı

T harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamalı

T harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamaları ile birlikte bu yazımızda.


Tabak sevdiği deriyi taştan taşa (yerden yere) çalar : Birinin yakınlarına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir.

Takke düştü, kel göründü : Bir ayıbı örten şey ortadan kalktığı zaman gerçek ortaya çıkar.

Talihsiz hacıyı Araf’ ta yılan sokar : Amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar : Amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

Tamah olmasa, müflis acından ölmez : Elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.

Tamah varken müflis acından ölür : Elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.

Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır : Kirli işler yaparak çıkar sağlayan kişi, buna elverişli olan durum sona erince sersemleşir, hiçbir iş yapamaz.

Tarlada çayırda, bağ bayırda : Her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir.

Tarlada izi olmayanın harmanda sözü (yüzü) olmaz : Kendini işe vermeyenden, bir iş üretmeyenden hayır gelmez.

Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın : Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da önemlidir.

Tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı : Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı : Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

Tarlayı düz al, kadını kız al : Tarla alacak kimse bayırdan, engebeli yerden değil düz yerden almamalıdır, evlenecek erkek de dul kadın değil, kız almalıdır.

Tarlayı koçan zapt etmez, saban zapt eder : Elinizde tarlanın tapusunun olması o tarlaya sahip olduğunuzu göstermez, onu ekip biçebiliyorsanız asıl o zaman o tarla sizin demektir.

Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden : Tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.

Tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden almalı : Tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.

Taş altında olmasın da dağ ardında olsun : Uzakta olan sevdiklerimize günün birinde kavuşabiliriz yeter ki yaşıyor olsunlar.

Taş düştüğü yerde ağırdır (kalır) : Kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

Taş ne kadar ıslanırsa, deli o kadar uslanır : Her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir özelliği vardır.

Taş taş üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : Aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar çıkar.

Taş yerinde ağırdır : Kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

Taşa çıkan keçinin ağaca çıkan oğlağı olur : Çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.

Taşıma su ile değirmen dönmez : İşi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez.

Tatar’ ın kılavuza ihtiyacı yok (-tur) : Yolunu, ne yapacağını bilen kimseye başkasının yardımı gerekmez.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır : Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı : Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

Tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir : Güzel bir konuşmayı dinlemeyi herkes sever, sıkıcı bir konuşma dinlemek zorunda kalanlar, sıkıldıklarını belli etmekten kendilerini alamazlar.

Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur : Sonunu düşünmeden hoşlandığı şeyleri yapan kişi bir süre sonra bunun sıkıntısını çeker.

Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin : İşe yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir şeye benzetmek boş olduğu gibi aptal kişiyi de sözle akıllandırmak imkânsızdır.

Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış : Önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz.

Tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır : Başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.

Tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış : Başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.

Tay yetişmedikçe ata paha biçilmez : İş gören bir şeyin yerine yenisi alınmadığı sürece eskisinin değeri ölçülemez.

Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur : Akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz.

Taze bardağın suyu soğuk olur : Hayatına giren yeni şeyler, yeni dostlar kişiye hoş görünür.

Tazı o tazı ama çulu değişmiş : 1) tanıdığımız sıradan kişi işbaşına geçmiş 2) giyim kuşamını düzeltmiş olduğu için tanınmaz olmuş.

Tebdilimekânda ferahlık vardır : Sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere gitmek huzur sağlar.

Tek elin nesi var, iki elin sesi var : Başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.

Tek kanatla kuş uçmaz : Gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz.

Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur : Sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur.

Tekkeyi bekleyen çorbayı içer : Bir şeyi elde etmek için bazı sıkıntılara katlanmak gerekir.

Tembele dediler kapını ört, dedi yel eser örter : Tembel, kapısının örtülmesini bile rüzgârdan bekler.

Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin : Tembel, kendisine buyurulan işi yapmamak için ya onun yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyler ya da buyurulan biçimde değil, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir.

Temiz iş altı ayda çıkar : Doğru dürüst yapılması istenen iş uzun zaman ister.

Temsilde hata olmaz : Yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır.

Tencere (çömlek) demiş dibim altın, kaşık (kepçe) demiş ben neredeyim? (girdim, çıktım) : İçyüzünü iyi bilen kimseye karşı, kusurlarını gizlemeye çalışan ve yüksek nitelikleri bulunduğunu söyleyerek övünmeye kalkışan kişi, gülünç duruma d

Tencere dibin kara, seninki benden kara : Kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

Tencere tava, herkeste bir hava : Herkes kendi bildiği gibi davranıyor, ortada düşünce birliği kalmamış.

Tencere tencereye yüzün kara demiş, çömlek utancından yere geçmiş : Kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş : Hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş.

Terazi tartıyla, her şey vaktiyle : Her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.

Terazi var, tartı var, her şeyin bir vakti var : Her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.

Terlemeden para kazanılmaz, solumadan can verilmez : Hiçbir emek harcanmadan para kazanılması mümkün değildir.

Terzi kendi söküğünü dikemez : İnsanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine yapamazlar.

Terzinin işi kötü, ayıbını örten ütü : Kişi, olumsuz yanlarını gizlemeyi bilir.

Terziye dinlen demişler, ayağa kalkmış : Rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur.

Terziye göç demişler, iğnem başımda (yanımda) demiş : Kendisine gerekli olan şeyler kolay taşınır olan kimsenin bir yerden başka yere göçmesi daha kolaydır.

Testi kırılsa da kulpu elde kalır : Zarar da etse varlıklı bir kimse büsbütün yoksul kalmaz.

Testiyi kıran da bir, suyu getiren de : Görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.

Teşbihte hata olmaz (olmasın) : Yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır.

Tevekkelin gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez) : Gereken tedbirleri aldıktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu Tanrının dileğine bırakan kimse rahat eder.

Teyze, ana yarısıdır : Teyze, bir kimseye annesi gibi sevgi, şefkat gösterir, onunla yakından ilgilenir.

Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç : Çalışmalarımla başkalarına yarar sağlıyorum ancak bundan kendim yararlanmıyorum.

Tırnağın varsa başını kaşı : Hiç kimse başkasından yardım beklememeli kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.

Tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider : Bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz.

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır : Bir kişi ne kadar farklı yerlerde yaşarsa yaşasın, ne kadar farklı işlerle uğraşırsa uğraşsın, bağlı bulunduğu çevreye veya işe dönmek zorunda kalır.

Tilkiye tavuk kebabı yer misin? demişler, adamın güleceğini getiriyorsunuz demiş : Bir kimseye çok özlediği hâlde elde edemediği bir şeyi ister misin? diye sorulmaz.

Tok açın hâlinden bilmez : Varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.

Tok ağırlaması (ağırlamak) güçtür (güç olur) : Karnı tok olanlara yemek beğendirmek kolay değildir.

Tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar : Tok karnına yemek yemek, sağlık için çok zararlıdır.

Top otu beylikten olunca, güllesi Bağdat’ a gider : Yararlandığı gereci bedava elde eden ve bol bol kullananla yarışılmaz.

Topalla gezen, aksamak öğrenir : Kötü insanlarla düşüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar.

Toprağı işleyen, ekmeği dişler : İşini yapması gerektiği biçimde yapan kişi, çalışmasının verimlerinden yararlanır.

Turpun sıkısından seyreği iyidir : Görüşmeyi, konuşmayı sıklaştırmamak doğrudur.

Tutulmayan hırsız beyden büyüktür : Suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, böyle bir suç işlemesi düşünülmeyen kimselerle dürüstlük yarışı içinde olabilir.

Tutulmayan uğru, beyden doğru : Suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, böyle bir suç işlemesi düşünülmeyen kimselerle dürüstlük yarışı içinde olabilir.

Tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur : İyiliğini gördüğü, ekmeğini yediği kimseye karşı saygısızlık ve hainlik eden kişinin sonu iyi olmaz.

Tüccar züğürtleyince eski defterleri karıştırır : 1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlat

Tüccar züğürtleyince geçmiş defterleri yoklar : 1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatar

Türk karır, kılıcı karımaz : Türk ihtiyarlığında bile genç gibi kılıç kullanır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir