Ana sayfa » Atasözleri ve Kısa Anlamları » T Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

T Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

T Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Anlamları

T harfi ile başlayan atasözleri ve anlamları kısa açıklamaları ile birlikte bu yazımızda.


Türk karır, kılıcı karımaz : Türk ihtiyarlığında bile genç gibi kılıç kullanır.

Tüccar züğürtleyince geçmiş defterleri yoklar : 1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlatar

Tüccar züğürtleyince eski defterleri karıştırır : 1) tüccar züğürtleyince, belki bir kimsede alacağım kalmıştır diye eski defterlerini gözden geçirir 2) vaktiyle önemli işler yapmış olanlar, düşkünlüklerinde eski durumlarını anarak, anlat

Tuz ekmek hakkını bilmeyen kör olur : İyiliğini gördüğü, ekmeğini yediği kimseye karşı saygısızlık ve hainlik eden kişinin sonu iyi olmaz.

Tutulmayan uğru, beyden doğru : Suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, böyle bir suç işlemesi düşünülmeyen kimselerle dürüstlük yarışı içinde olabilir.

Tutulmayan hırsız beyden büyüktür : Suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, böyle bir suç işlemesi düşünülmeyen kimselerle dürüstlük yarışı içinde olabilir.

Turpun sıkısından seyreği iyidir : Görüşmeyi, konuşmayı sıklaştırmamak doğrudur.

Toprağı işleyen, ekmeği dişler : İşini yapması gerektiği biçimde yapan kişi, çalışmasının verimlerinden yararlanır.

Topalla gezen, aksamak öğrenir : Kötü insanlarla düşüp kalkanlar, onlardan kötü huy kaparlar.

Top otu beylikten olunca, güllesi Bağdat’ a gider : Yararlandığı gereci bedava elde eden ve bol bol kullananla yarışılmaz.

Tok iken yemek yiyen, mezarını dişiyle kazar : Tok karnına yemek yemek, sağlık için çok zararlıdır.

Tok ağırlaması (ağırlamak) güçtür (güç olur) : Karnı tok olanlara yemek beğendirmek kolay değildir.

Tok açın hâlinden bilmez : Varlıklı olan, yoksulun ne denli sıkıntı içinde bulunduğunu bilmez.

Tilkiye tavuk kebabı yer misin? demişler, adamın güleceğini getiriyorsunuz demiş : Bir kimseye çok özlediği hâlde elde edemediği bir şeyi ister misin? diye sorulmaz.

Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır : Bir kişi ne kadar farklı yerlerde yaşarsa yaşasın, ne kadar farklı işlerle uğraşırsa uğraşsın, bağlı bulunduğu çevreye veya işe dönmek zorunda kalır.

Tilki tilkiliğini anlatıncaya kadar post elden gider : Bir gerçeği anlatıncaya kadar çoğu kez başa gelmedik şey kalmaz.

Tırnağın varsa başını kaşı : Hiç kimse başkasından yardım beklememeli kendisinin olanakları varsa bir işe girişmeli, yoksa girişmemelidir.

Tıngır elek tıngır saç, elim hamur karnım aç : Çalışmalarımla başkalarına yarar sağlıyorum ancak bundan kendim yararlanmıyorum.

Teyze, ana yarısıdır : Teyze, bir kimseye annesi gibi sevgi, şefkat gösterir, onunla yakından ilgilenir.

Tevekkelin gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez) : Gereken tedbirleri aldıktan sonra daha fazla titizlik göstermeyip sonucu Tanrının dileğine bırakan kimse rahat eder.

Teşbihte hata olmaz (olmasın) : Yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır.

Testiyi kıran da bir, suyu getiren de : Görevini iyi yapanla kötüye kullanan arasında bir fark gözetilmemektedir.

Testi kırılsa da kulpu elde kalır : Zarar da etse varlıklı bir kimse büsbütün yoksul kalmaz.

Terziye göç demişler, iğnem başımda (yanımda) demiş : Kendisine gerekli olan şeyler kolay taşınır olan kimsenin bir yerden başka yere göçmesi daha kolaydır.

Terziye dinlen demişler, ayağa kalkmış : Rahat görünen öyle işler vardır ki onunla uğraşanların dinlenmesi, kimileri için yorucu olan davranışlarla olur.

Terzinin işi kötü, ayıbını örten ütü : Kişi, olumsuz yanlarını gizlemeyi bilir.

Terzi kendi söküğünü dikemez : İnsanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine yapamazlar.

Terlemeden para kazanılmaz, solumadan can verilmez : Hiçbir emek harcanmadan para kazanılması mümkün değildir.

Terazi var, tartı var, her şeyin bir vakti var : Her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.

Terazi tartıyla, her şey vaktiyle : Her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır.

Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş : Hoşa gitmeyen herhangi bir nitelik yönünden birbiriyle benzeşen iki kişi bir araya gelmiş.

Tencere tencereye yüzün kara demiş, çömlek utancından yere geçmiş : Kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

Tencere tava, herkeste bir hava : Herkes kendi bildiği gibi davranıyor, ortada düşünce birliği kalmamış.

Tencere dibin kara, seninki benden kara : Kötülük, kusur yönünden sen, benden daha betersin.

Tencere (çömlek) demiş dibim altın, kaşık (kepçe) demiş ben neredeyim? (girdim, çıktım) : İçyüzünü iyi bilen kimseye karşı, kusurlarını gizlemeye çalışan ve yüksek nitelikleri bulunduğunu söyleyerek övünmeye kalkışan kişi, gülünç duruma d

Temsilde hata olmaz : Yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır.

Temiz iş altı ayda çıkar : Doğru dürüst yapılması istenen iş uzun zaman ister.

Tembele iş buyur, sana akıl öğretsin : Tembel, kendisine buyurulan işi yapmamak için ya onun yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını söyler ya da buyurulan biçimde değil, kendisinin işine gelen biçimde yapmayı önerir.

Tembele dediler kapını ört, dedi yel eser örter : Tembel, kapısının örtülmesini bile rüzgârdan bekler.

Tekkeyi bekleyen çorbayı içer : Bir şeyi elde etmek için bazı sıkıntılara katlanmak gerekir.

Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur : Sonucu kötü çıktıktan sonra bir davranış üzerine akıl öğreten çok bulunur.

Tek kanatla kuş uçmaz : Gereken koşullarla donanıp güçlenmeyen kişi amacına ulaşamaz.

Tek elin nesi var, iki elin sesi var : Başarıya ulaşmak için birlik olmak gerek.

Tebdilimekânda ferahlık vardır : Sağlık veya görev değişikliği nedeniyle bir yerden başka bir yere gitmek huzur sağlar.

Tazı o tazı ama çulu değişmiş : 1) tanıdığımız sıradan kişi işbaşına geçmiş 2) giyim kuşamını düzeltmiş olduğu için tanınmaz olmuş.

Taze bardağın suyu soğuk olur : Hayatına giren yeni şeyler, yeni dostlar kişiye hoş görünür.

Tayfanın akıllısı, geminin dümeninden uzak durur : Akıllı işçi, beceremeyeceği yönetim işine el atmaz.

Tay yetişmedikçe ata paha biçilmez : İş gören bir şeyin yerine yenisi alınmadığı sürece eskisinin değeri ölçülemez.

Tavuk kaza bakmış da kıçını yırtmış : Başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.

Tavuk kaza bakarsa kıçı yırtılır : Başkalarından geri kalmamak için gücünü aşan işlere girişenler büyük zararlara uğrarlar.

Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış : Önemsiz kişi, önemli kişiye küsse önemli kişinin umurunda bile olmaz.

Tatsız aşa su neylesin, akılsız başa söz neylesin : İşe yaramayan nesneyi küçük çabalarla bir şeye benzetmek boş olduğu gibi aptal kişiyi de sözle akıllandırmak imkânsızdır.

Tatlı tatlı yemenin acı acı geğirmesi olur : Sonunu düşünmeden hoşlandığı şeyleri yapan kişi bir süre sonra bunun sıkıntısını çeker.

Tatlı söz dinletir, tatsız söz esnetir : Güzel bir konuşmayı dinlemeyi herkes sever, sıkıcı bir konuşma dinlemek zorunda kalanlar, sıkıldıklarını belli etmekten kendilerini alamazlar.

Tatlı söz can azığı, acı söz baş kazığı : Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır : Gönül alıcı, okşayıcı sözlerle karşımızdakinin inadı yenilebilir.

Tatar’ ın kılavuza ihtiyacı yok (-tur) : Yolunu, ne yapacağını bilen kimseye başkasının yardımı gerekmez.

Taşıma su ile değirmen dönmez : İşi yapacak olanda yeteri kadar güç bulunmadıkça başkalarının küçük katkılarıyla sürekli ve büyük bir iş yürütülemez.

Taşa çıkan keçinin ağaca çıkan oğlağı olur : Çocuklar ana ve babalarından öğrendiklerini yapmaya özenirler.

Taş yerinde ağırdır : Kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

Taş taş üstünde olur, ev ev üstünde olmaz : Aynı evde oturan iki aile arasında er geç birtakım anlaşmazlıklar çıkar.

Taş ne kadar ıslanırsa, deli o kadar uslanır : Her nesnenin, her kişinin değiştirilemeyen bir özelliği vardır.

Taş düştüğü yerde ağırdır (kalır) : Kişinin değerini en iyi bilenler, kendi çevresinde bulunanlardır.

Taş altında olmasın da dağ ardında olsun : Uzakta olan sevdiklerimize günün birinde kavuşabiliriz yeter ki yaşıyor olsunlar.

Tarlayı taşlı, kızı kardeşli yerden almalı : Tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.

Tarlayı taşlı yerden, kızı kardaşlı yerden : Tarlanın taşlı olanı, evlenilecek kızın kardeşli olanı halk arasında daha yeğ tutulur.

Tarlayı koçan zapt etmez, saban zapt eder : Elinizde tarlanın tapusunun olması o tarlaya sahip olduğunuzu göstermez, onu ekip biçebiliyorsanız asıl o zaman o tarla sizin demektir.

Tarlayı düz al, kadını kız al : Tarla alacak kimse bayırdan, engebeli yerden değil düz yerden almamalıdır, evlenecek erkek de dul kadın değil, kız almalıdır.

Tarlanın taşlısı, kızın saçlısı, öküzün (ineğin) başlısı : Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.

Tabak sevdiği deriyi taştan taşa (yerden yere) çalar : Birinin yakınlarına gösterdiği sert davranış onun iyiliği içindir.

Takke düştü, kel göründü : Bir ayıbı örten şey ortadan kalktığı zaman gerçek ortaya çıkar.

Talihsiz hacıyı Araf’ ta yılan sokar : Amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan sokar : Amacını gerçekleştirmesi mümkün olmayan kişinin karşısına, hatır ve hayale gelmeyen ve yenilemeyen engeller çıkar.

Tamah olmasa, müflis acından ölmez : Elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.

Tamah varken müflis acından ölür : Elinde avucunda bir şey bulunmamakla birlikte küçük kazançları beğenmeyen kişi büyük kazanç hayaliyle geçinir.

Tan yeri ağarınca hırsızın gözü kararır : Kirli işler yaparak çıkar sağlayan kişi, buna elverişli olan durum sona erince sersemleşir, hiçbir iş yapamaz.

Tarlada çayırda, bağ bayırda : Her şey kendisi için en elverişli ortamda gelişir, verimli duruma gelir.

Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın : Çiftçinin toprağı suya ne kadar yakınsa değeri o kadar çok olur bakımı, ürünün güvenliği ve eve kolay taşınabilmesi bakımından toprağın eve yakın olması daha da önemlidir.

Tarlada izi olmayanın harmanda sözü (yüzü) olmaz : Kendini işe vermeyenden, bir iş üretmeyenden hayır gelmez.

Tarlanın taşlısı, karının (kadının) saçlısı : Kadının saçlı olanı ile tarlanın taşlı olanı makbuldür.


Paylaşın.

Değerlendirin.



Makale ile benzer yazılar.

Sitede yayımlanmış son makaleler.

En çok okunan makaleler.

Makale bilgileri

Makale numarası: 474

Yazar: BB Yazar

Görüntülenme sayısı: 14

Yayın tarihi: 12 Eylül 2019 10:09:23

Güncelleme tarihi: 2 Şubat 2020 12:02:07

Kategoriler: Atasözleri ve Kısa Anlamları

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir