Y Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

yol açmak : 1) yol yapmak 2) kapanmış olan yolu geçilir duruma getirmek 3) kalabalık bir yerde genellikle saygıdeğer bir kişinin geçmesi için insanları kenara çekip yol vermek 4) mec. bir olayın sebebi olmak. Örnek Kullanım : ?Seniha’nın bu hareketi türlü türlü tefsirlere yol a

yol almak : yolda ilerlemek. Örnek Kullanım : ?Hayatta epeyce yol almış, çoluk çocuğa karışmış bir münevver olarak sürüden ayrılmaya korkuyordu.? -R. N. Güntekin.

yol aramak : çare bulmaya çalışmak.

yol ayrımına gelmek : 1) yolların birbirinden ayrıldığı yerde bulunmak 2) mec. farklı düşünce, görüş ve ülkü yüzünden birbirinden ayrılmak. Örnek Kullanım : ?Seksen iki yılı birlikte yürümüş, yol ayrımına gelmişlerdi nihayet.? -A. Kulin.

yol bulmak : çare bulmak.

yol çizmek : bir konuda plan yapmak. Örnek Kullanım : ?Bütün günlerimiz için kendimize bir yol çizer, sonra her gün bunun aksine hareket ederiz.? -A. Ş. Hisar.

yol gitmek : yolda ilerlemek.

yol görünmek : gitmek gerekmek.

yol göstermek : 1) kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek. Örnek Kullanım : ?Elinde güçlü bir çıra vardı, onu yüksekte tutarak yolculara yol gösteriyordu.? -N. Araz. 2) mec. ne yapılacağını, nasıl davranılacağını öğretmek. Örnek Kullanım : ?Biz benzincinin istihkakını düşeriz,

yol gözlemek : 1) bir şeyin olmasını ummak 2) bir kimsenin gelmesini beklemek.

yol iz bilmek : 1) gideceği yolu ve yeri bilmek 2) görgülü davranmak.

yol kesmek : 1) geçmesine engel olmak, durdurmak. Örnek Kullanım : ?Senin yolunu kesecek, engel olacak değilim.? -M. Yesari. 2) ıssız yerlerde soygunculuk yapmak 3) motor vb. hızını azaltmak, devrini düşürmek. Örnek Kullanım : ?Motorun yanaşmasını bekliyorum, yol kestiği için şimdi hiç gür

yol tepmek : çok uzun bir süre yürümek. Örnek Kullanım : ?Adam onca yolu tepip buraya dek gelmiş.? -T. Oflazoğlu.

yol tutmak : bir yoldan kimseyi geçirmeyecek biçimde düzen kurmak.

yol vermek : 1) geçmesine izin vermek. Örnek Kullanım : ?Hafif sağ yapıp askerî bir kamyona yol verdi.? -A. İlhan. 2) hızını artırmak 3) işten çıkarmak, işine son vermek. Örnek Kullanım : ?Mademki bu işi yapamıyorsun, o hâlde başka işimiz yok derler, bana yol verirler.? -O. Kemal.

yol vurmak : esk. yol kesmek.

yol yakınken : sezilen veya beliren kötü duruma düşmeden. Örnek Kullanım : ?Bizimle birlikte gelmesinler. Yol yakınken başlarının çaresine baksınlar.? -M. Ş. Esendal.

yol yapmak : 1) yol oluşturmak. Örnek Kullanım : ?Geçen köylünün, arabanın, sürünün izi buraları yol yapmıştır.? -R. H. Karay. 2) kandırmaya çalışmak, avutmak.

yol yürümek : yolda gitmek.

yola (yollara) düşmek : yola çıkmak, yol almaya başlamak. Örnek Kullanım : ?Yâre gidecek günümdür / Düşem yollara yollara? -Erzurumlu Emrah.

yola (yoluna) koyulmak : yola düzülmek. Örnek Kullanım : ?Rüzgâr, karanlığı karıştırır gibi garip bir ahenk içinde eserken biz de yolumuza koyulduk.? -H. E. Adıvar.

yola çıkmak : 1) araca binmek üzere yolüstünde durmak 2) bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak, harekete geçmek. Örnek Kullanım : ?Yola öğle yemeğinden sonra çıktık.? -S. Kocagöz. 3) herhangi bir şeyi esas almak, oradan başlamak. Örnek Kullanım : ?Bir roman konu

yola dizilmek : yol kenarında sıralanmak. Örnek Kullanım : ?Başında bir tavus tuğ gibi çamlar / Yollara dizilmiş tığ gibi çamlar? -Z. Ö. Defne.

yola düzülmek : gidilecek yere doğru yola çıkmak. Örnek Kullanım : ?Güneş doğarken yola düzüldük.? -R. Mağden.

yola gelmek : istenilen biçimde davranışı kabullenmek, düzelmek, uslanmak.

yola getirmek : birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek. Örnek Kullanım : ?Her karşısına çıkışta ona nasihat eder, bazen sert söyler, bazen tatlı tatlı yola getirmeye çalışır.? -H. Pulur.

yola gitmek : yolculuğa çıkmak.

yola revan olmak : esk. yola çıkmak.

yola vurmak : hlk. 1) yolcu etmek, uğurlamak 2) yola koyulmak.

yola yatmak : yola gelmek. Örnek Kullanım : ?Birden kabarırsın, sonra yola yatarsın.? -H. R. Gürpınar.

yolcu etmek : yola çıkanı uğurlamak. Örnek Kullanım : ?Saat dörtte Vedat’ı yolcu etmiştik.? -A. Erhat.

yolda kalmak : kaza, doğal afet vb. sebeplerden olayı yolda ilerleyememek, gideceği yere varamamak.

yoldan (yolundan) kalmak : gidilmek istenen yere gidememek.

yoldan çevirmek : gideni durdurmak, gitmesine engel olmak.

yoldan çıkmak : 1) belli bir yol izleyen taşıtlar herhangi bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak 2) mec. doğru yoldan ayrılmak.

yollara dökülmek : kalabalık hâlde yolda olmak. Örnek Kullanım : ?İhtiyar annemle büyük dayım, uslanmak bilmeyen okul kaçağını aramak için yollara dökülmüşlerdi.? -R. N. Güntekin.

yolları ayrılmak : iki kişi veya topluluk arasında görüş, düşünce ayrılığı ortaya çıkmak, ayrı görüş ve düşünceleri benimsemek. Örnek Kullanım : ?Hayata beraber başladığımız / Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir? -C. S. Tarancı.

yolları tutmak : geçecek kimselere engel olmak, bırakmamak.

yolsuz kalmak : parasız kalmak.

yolu (yolunu) şaşırmak : yanlış yola sapmak. Örnek Kullanım : ?Yollar ıssızdı, el ayak çekilmişti, sokaklarda yolu şaşırdım.? -Halikarnas Balıkçısı.

yolu açık olmak : bir iş, önünde engel olmamak.

yolu açmak : yolda geçişi önleyen engelleri kaldırmak.

yolu almak : yolun sonuna varmak.

yolun açık olsun : yolculara söylenen bir iyi dilek sözü.

yoluna baş koymak : bir amaca, bir gayeye yönelmek, bütün varlığıyla kendini vermek.

yoluna can (canını) vermek : birinin uğruna ölmek.

yoluna çıkmak : 1) karşılamaya gitmek 2) yolda karşısına çıkmak.

yoluna girmek : istenilen, gerekli olan biçimde gelişmeye başlamak. Örnek Kullanım : ?Göreceksin, bu konaktan çıkar çıkmaz her şey öyle bir yoluna girecek ki! Bütün uğursuzluklar bu evden geliyor.? -Y. K. Karaosmanoğlu.

yoluna koymak : istenilen biçime getirmek, düzene koymak. Örnek Kullanım : ?Arkadaşının mektebe alınması işini o hafta içinde yoluna koymuş.? -A. Ş. Hisar.

yoluna sapmak : başvurmak. Örnek Kullanım : Hile yoluna saptı.

yolunda gitmek (yürümek) : olumlu gelişme göstermek. Örnek Kullanım : ?Ticareti yolunda gidiyordu.? -Ö. Seyfettin. ?Dikkat ve dirayetiyle her işin yolunda yürümesini temin etmişti.? -O. Aysu.

yolunu beklemek (gözlemek) : gelmesini beklemek. Örnek Kullanım : ?Ben merak ederdim, gece yarılarına kadar yolunu beklerdim.? -M. Ş. Esendal.

yolunu bilmek : yöntemini biliyor olmak.

yolunu bulmak : 1) gereken çareyi bulmak. Örnek Kullanım : ?Bir yolunu bulduğu hâlde onları mektepten atmaya çoktan karar vermişti.? -R. N. Güntekin. 2) argo yasal olmayan yollardan kazanç sağlamak.

yolunu değiştirmek : gittiği yoldan ayrılarak başka yola geçmek. Örnek Kullanım : ?Aradan uzun seneler geçer, o kadını sokakta gördüler mi yollarını değiştirirler.? -Ö. Seyfettin.

yolunu kesmek : engel olmak, engellemek. Örnek Kullanım : ?Yani şüphelendiği müşterilerin yolunu kesmiyor, uzaktan uzağa onları takip etmekle nefsini köreltiyordu.? -N. Hikmet.

yolunu sapıtmak : doğru yoldan ayrılmak, kötü yola sapmak. Örnek Kullanım : ?Feride, senin kaşların lakırtılarına benziyor, güzel güzel, ince ince başlıyor fakat sonra yolunu sapıtıyor.? -R. N. Güntekin.

yolunu tutmak : bir yere doğru gitmeye başlamak. Örnek Kullanım : ?Bir süre sonra, kara kış gelince bakmış ki olacak gibi değil, güneyin yolunu tutmuş.? -T. Halman.

yom tutmak : uğurlu saymak.

yorgan döşek yatmak : ağır hasta olmak. Örnek Kullanım : ?Aksi gibi çamaşırcının ihtiyar kocası o akşam birdenbire hastalanmış, kim bilir kaç derece ile yorgan döşek yatmıştı.? -R. N. Güntekin.

yorgun düşmek : çok yorulmak, bitkin duruma gelmek. Örnek Kullanım : ?Ben de uykusuzluktan yorgun düşmek üzereyim, yatacağım.? -R. H. Karay.

yorgunluğunu almak : 1) dinlenmesine sebep olmak 2) birini dinlendirmek.

yorgunluk (yorgunluğunu) atmak (çıkarmak) : 1) dinlenmek. Örnek Kullanım : ?Mesela şimdi yorgunluk çıkarmak için yıkanmak istersiniz.? -R. H. Karay. ?Hele trenin yorgunluğunu at bir üzerinden.? -T. Dursun K. 2) yaptığı işten, yorgunluğu unutturan, sevindirici bir sonuç almak.

yorgunu yokuşa sürmek : yapılması güç bir işin, büsbütün güç şartlarda gerçekleştirilmesini istemek.

yosun bağlamak (tutmak) : üzerini yosun kaplamak.

yön vermek : yeni bir biçim, yeni bir düzen vermek. Örnek Kullanım : ?Ama unutmayalım ki tecessüslerimize yön veren ihtiyaçlarımızdır.? -C. Meriç.

yörüngesine oturmak : 1) yapma uydu uzayda istenilen yörüngede hareket etmek 2) mec. bir iş yoluna girmek.

Makaleyi paylaşmak ister misin?
Bu makaleyi sosyal medyada paylaşarak diğer insanların faydalanmasını sağlayabilirsiniz.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27

Makale bilgileri.

Yazar: BB Yazar

Okunma sayısı: 80

Yayın tarihi: 19 Eylül 2019 04:09:03

Güncelleme tarihi: 14 Ocak 2020 04:01:00

Kategoriler: Deyimler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir